Home TV1, sağolsun, geçenlerde “Hepsinin bir hikayesi var”2 isimli programda dünyadaki mantı çeşitlerini inceledi ve mantının kökenleri hakkında kısaca bilgi verdi. Hayatının bir yerinde hamurla haşır neşir olmuş neredeyse tüm toplumlarda bir mantı çeşidi bulmak söz konusuymuş. Ama benim çok daha fazla ilgimi çeken konu şuydu. Koreliler bizim mantı dediğimiz yemeğin adına Mandu3 diyorlarmış. Bunu duyar duymaz hem çok şaşırdım hem de çok heyecanlandım. Logic-Mantık/Logi-Mantı şeklindeki çeviriye sıklıkla maruz kalan (tabii ki bu çeviriyi ara ara da kullanan : )) benim için “mantı” kelimesinin kökenine inme şansı bulmak açıkçası paha biçilmez bir fırsattı. Biraz inceleyip gördüm ki bizim mantı diye adlandırdığımız yemeğin uzak doğuda kullanılan adları (söyleniş olarak) hep birbirine benziyor. Örneğin Koreliler Mandu derken, Moğollar Mantuu4, Çin ise Mantou4 diyor. Biraz araştırınca gördüm ki, kelimenin çıkışı popüler inanışa göre Çin’in “Üç Krallık Dönemi”ne5, yani M.S. 220-280 yıllarına denk geliyor. Hikayesi ise kısaca şöyle (tercümedir): (daha fazla…)
30 Eylül 2008
22 Eylül 2008
Bir yaşından küçüklere bal yedirme!
Çok küçükken bir sürü muhabbet kuşum olmuştu. Bir çoğunun ölümünü seyretmek zorunda kalmıştım. Ama içlerinden sokakta bulup yetiştirdiğimiz bir tanesi, Maviş, en dayanıklısı çıkmıştı. Kar soğuk demez, her şeye özellikle de benim Elmyra‘yı aratmayan tavırlarıma rahat rahat dayanırdı. Bir gün ona yine yeni bir eş almıştım ve o eş bir süre sonra bir hastalığa yakalandı. Ne olduğunu bilememiştim, geçer sandım ve kuş bir bacağını kaybetti. Zaten daha fazla da dayanamayıp hakkın rahmetine kavuştu. Bu olaydan sonra uzun süre kuşlardan uzak durdum. Taa ki kendi başıma eve çıkana kadar. Çıktığımda biraz çekinerek de olsa önce bir muhabbet kuşu alıp adına Maviş dedim (Evet yaratıcılıkta sınır tanımam!). Baktım evde çok yalnız kalıyor ve bana da alışmıyor yanına bir tane de genç kız aldım ve adına da Canım dedim. Daha bir kaç aylık olan bu bebekle bir süre sonra iyi anlaşmaya başladılar. Yalnız yine o acı kader peşimi bırakmadı. Hastalığı kabaca aşağıdaki resimdeki gibiydi:
Muhabbet kuşlarıyla en az bir kere haşır neşir olduysanız bu hastalıkla karşılaşmısınızdır sanıyorum. (daha fazla…)
15 Eylül 2008
Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası’nı JavaScript ile doğrulama
Merhaba,
Kısa bir süre önce Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası’nı doğrulama algoritmasını sizlere sunmuştum1. Bunu sunarken de doğrulama yapabilecek bir C++ kod parçacığı yazmıştım. Lakin sonradan düşündüm ve farkettim ki, kimlik numarasına en çok ihtiyaç duyanlar, yani web sitesinde bu alanı sorup doğrulama yapmak isteyenler C++ değil daha çok senaryo tabanlı programlama dilleri kullanıyorlar (scripting based programming language). Bunların en sık kullanılanları da PHP ve JavaScript2. Ben ise uslanmaz bir PERL-sever olarak PHP’yi henüz hakkıyla öğrenmedim. Bu yüzden şimdilik sadece daha hakim olduğum bir dil olan JavaScript ile kimlik numarası doğrulamasının nasıl yapılacağını aşağıdaki kod örneğiyle veriyorum. Direk kopyala-yapıştır yöntemiyle kendi sayfalarınızda kullanabilirsiniz. Yalnız kaynak gösterirseniz beni bahtiyar etmiş olursunuz. (daha fazla…)
01 Eylül 2008
Erkek adam korneasını çizdirir mi?
Pek çoğumuz gözlüklüyüz. Sanıyorum en yaygın sebepleri de miyop ve astigmat. Veyahut ben miyop ve astigmat olduğumdan herkesi kendim gibi sanıyorum. (Tıpkı arabaya havlayan köpek gibi). Ben de her gözlük düşmanı gibi önce lensi denedim. Lens görüşte elle tutulur (gözle görülür?) bir fark yaratsa da özellikle bilgisayar karşısında çok vakit geçirenlerde ve 1 derece ve üstü astigmat sahibi kişilerde fayda etmiyor. Torik lens denilen, astigmat düzelten lensler de gördüğüm kadarıyla henüz pek ucuz değil ve tahminimce normal lensin tersini yüzünü dahi tutturamayan ben onun açısını tutturana kadar astigmatı bırakır verem olurum. Sonuç olarak kalıcı ve kolay kullanılır bir çözüm olarak Barraquer isimli bir oftalmologun temellerini attığı bir tedavi olan1, kısaca “lazerle veya çeşitli bıçaklar aracılığıyla korneanın çizilerek kırılma kusurlarının uzun süreli olarak giderilmesi” yöntemi göz kusurlarındaki en başarılı çözüm gibi duruyor.
Yakın çevreme tanık olduğum kadarıyla lazer tedavisi ile ilgili Türkiye’de en çok sorulan sorular şöyle:
1- Sen hiç gözünü çizdirmiş göz doktoru gördün mü?
2- Henüz çok genç bir tedavi. Ya öngörülmeyen bir sorun çıkarsa?
3- Burası Türkiye. Apandisit ameliyatına girenin böbreği alınır, göz çizdirmeye nasıl güvenelim?
