Çok küçükken bir sürü muhabbet kuşum olmuştu. Bir çoğunun ölümünü seyretmek zorunda kalmıştım. Ama içlerinden sokakta bulup yetiştirdiğimiz bir tanesi, Maviş, en dayanıklısı çıkmıştı. Kar soğuk demez, her şeye özellikle de benim Elmyra‘yı aratmayan tavırlarıma rahat rahat dayanırdı. Bir gün ona yine yeni bir eş almıştım ve o eş bir süre sonra bir hastalığa yakalandı. Ne olduğunu bilememiştim, geçer sandım ve kuş bir bacağını kaybetti. Zaten daha fazla da dayanamayıp hakkın rahmetine kavuştu. Bu olaydan sonra uzun süre kuşlardan uzak durdum. Taa ki kendi başıma eve çıkana kadar. Çıktığımda biraz çekinerek de olsa önce bir muhabbet kuşu alıp adına Maviş dedim (Evet yaratıcılıkta sınır tanımam!). Baktım evde çok yalnız kalıyor ve bana da alışmıyor yanına bir tane de genç kız aldım ve adına da Canım dedim. Daha bir kaç aylık olan bu bebekle bir süre sonra iyi anlaşmaya başladılar. Yalnız yine o acı kader peşimi bırakmadı. Hastalığı kabaca aşağıdaki resimdeki gibiydi:
Muhabbet kuşlarıyla en az bir kere haşır neşir olduysanız bu hastalıkla karşılaşmısınızdır sanıyorum. Gözlerinin kenarında, gagasında ve ayağında sarı sarı birikintiler oluşuyordu. Temizlesem de bir süre sonra yeniden çıkıyordu. Önceki kuşumun başına gelenlerin de hüznü etkili olmuş olacak bu sefer tedavi yöntemleri araştırmaya başladım. Önce hastalığın ne olduğunu gidip kuşçulara sordum. Evet, veterinere sormadım. Belki hata ama Türkiye’de de muhabbet kuşunu veterinere götüren var mı bilmiyorum. Binlerce muhabbet kuşuyla uğraşan birinin “damdan düşen” olarak neredeyse aynı derecede faydalı olabileceğini düşündüm. Yanılmışım. Hastalığı tarif ettiğimde kuşun mantar olduğunu söyledi ve iyileşmesi için bir ilaç verdi. Gagasına ve tüneklere sürecekmişim. Sürdüm de. Bir hafta boyunca olan tek değişiklik Maviş’in gagasının ucunun kopmasıydı. Bundan sonra internette araştırmalarımı derinleştirdim ve maalesef Türkçe sitelerde bu konuda kaliteli veya yeterli bilgi bulamadığıma karar verip ingilizce siteleri araştırdım. Sonunda beni hem sevindiren hem de çok kızdıran alman yapımı şu siteyle karşılaştım:
Bu sitede tam da benim Maviş’in başına gelenler ve tedavi yöntemleri tek tek anlatılıyordu. Öncelikle Maviş’in hastalığının mantar denilen hastalıkla bir alakası olmadığını gördüm. (Mantar olmuş kuşun görüntüsünü paylaşamıyorum, çok üzücü. İsterseniz kendiniz buradan bakabilirsiniz)
Ve yine okuyunca gördüm ki bu hastalık aslında Mite, yani bir nevi böcek hastalığıydı. Mite’ları elektrik süpürgesi, yatak reklamlarında falan duymuşsunuzdur; halılarda falan yaşadığı söylenirdi. Hastalığın yanlış teşhisinden daha acı olan şu ki muhabbet kuşlarına bulaşan mite’lar bu kuşların gözlerinin çevresini, gagalarını ve ayaklarını düşene/kopana kadar yiyor ve bu sırada da sürekli çoğalıyorlardı. İşin ilginci ise tedavi olarak bu site de aynı şeyi öneriyor ve işe yaradığını söylüyordu: Gagasına ve ayaklarına Parafin sürmek. Bu kuşçunun önerdiği şeyle aynıydı ve işe yaramamıştı. Ama şanslıydım ki tek tedavi yöntemi bu değildi. Mite’ları öldürmek için kuşa iki hafta arayla iki iğne vuruluyor ve bu da tedavi edici etkiye sahip oluyordu. Bu ilacın adı (daha doğrusu etken maddesinin adı) ivermectin idi. Ivermectin üzerine Türkiye’de yazılmış bilimsel bir makale de buldum.1 Türkiye’de bu konuda bir çalışmayı, hem de internette bulmak beni açıkçası çok mutlu etti. Dahası bu çalışma tedavinin işe yaradığını söylüyordu. Lakin maalesef kaç kuş satıcısı ve zirai ilaççı gezdiysem gezeyim ivermectin bulamadım. Zaten bulsam da bu kadar küçük dozda alabileceğim şüpheliydi.
Nasıl etsem de Maviş’i ve Canım’ı kurtarsam diye düşünürken, yahu bunlar mite değil mi, kuş için pire spreyi alayım, biraz çokça kullanayım işe yarar diye düşündüm ve piyasadaki en iyi spreyi aldım: AviSpray. Bir hafta boyunca neredeyse her gün bu spreyi sıktım ve iki hafta dolmadan önce tüm miteların gittiğini ve geri gelmediğini gördüm. Gözlerim dolmuştu gerçekten. Bu duygusal anlarımda aklıma her daim Alcatraz Kuşçusu geliyordu. İzlemeyenler çok şey kaçırıyor peşinen söyleyeyim. İzleyenler için de ekleyeyim: Adam öldürmüşlüğüm yok.
Gelelim bir yaşından küçüklere bal yedirmeme olayına.2 Maviş zaten gelişmiş bir kuş olduğundan ilacın, dolayısıyla da zehirin dozunu arttırmama rağmen çakı gibi ayağa dikilirken henüz anca 6 aylık olan Canım bunu kaldıramamıştı. Biraz daha durgunlaşmıştı doğrusu. Ama ara verince yine kendine gelmişti. Hastalığın tekrarlaması mümkün olduğundan, ne zaman gagalarını kaşımaya başladıklarını görsem bir miktar ilaç sıkmaya devam ediyordum. Canım durgunlaştıkça durgunlaştı ve ben bunu yoğun sandığım koşuşturmacamda farkedemedim. Sonunda bugün Canım’ı kaybettim. Muhtemelen zehirlenmişti.
Kıssadan hisse çıkarmak zor. Böcek ilacı gerçekten işe yarıyor ama bir yaşından küçük kuşlara verecekseniz çok dikkat etmeniz gerekiyor. Tıpkı bal gibi. Belki çok işe yarıyor ama bir yaşından küçük çocukları öldürebiliyor.
Bu yazıyı ebeveynlerin aslında pek de önem vermediği için öldüğünü düşündüğüm nice kayıp giden muhabbet kuşundan belki birkaçını kurtarabilirim diye yazdım. Belki biraz da Canım’ın kaybından duyduğum üzüntüyü hafifletmek için.
1 Muhabbet Kuşunda Pullu Bacak Sendromu ve Sağaltımı, A. Kurtdede v.d.
2 Bir yaşından küçükler balı (ve içindeki bakterileri) sindiremediğinden ölümle dahi sonuçlanabilen gıda zehirlenmelerine maruz kalabilirler. (Kaynak: Mayo Clinic)








Eylül 22nd, 2008 at 18:42
başın sağolsun
Eylül 22nd, 2008 at 19:22
Eylül 22nd, 2008 at 20:19
dostlar sağolsun :/