Selahattin Duman’ın yazılarını ne çok beğendiğimi, hatta yazılarında tarif ettiği karakteri ne çok sevdiğimi beni tanıyorsanız çoktandır, ya da buradaki önceki yazılarımı okuduysanız1 artık biliyorsunuzdur. Bir yazısında2 Selahattin Duman, Gay Talese isimli araştırmacı yazarın bundan yıllar önce yazmış olduğu Thy Neighbor’s Wife (Komşunun Karısı) adlı biyografik romandan bahsetti. Yeniden okumak için yayınevlerinden birinin basmasını bekliyormuş kendisi. Bense Selahattin Duman kadar uzun yaşamayı beklemediğimden yeni baskı beklemedim. Birkaç sahafa hafiften de çekinerek soraraktan kitabı bulup satın aldım. Elimde şu anda Altın Kitaplar matbaası 1981 Ocak baskısı var kitabın. (daha fazla…)
25 Aralık 2008
23 Aralık 2008
Rien ne marche jamais!
Askerle ilgili pek çok şey söylenmiştir. Ben de kısaca bir şeyler söyleyeyim..
Askere gitmeyi reddedecek kadar cesur olanlarınız vardır elbet. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi tartışması bambaşka bir yazının konusu.. Tabii ki daha özgür ülkelerde.. Geçelim şimdi bunu. Askere gideceklere iki cümlem var. En çok merak edilen konulardan biri şudur erkek camiasında: “Askere üniversite biter bitmez mi gitmeliyim yoksa önce bir işe girip çalışmalı mıyım?” Ben ilk şıkkı tercih etmiş biri olarak bu şıkkı tavsiye etmiyorum. Neden mi? (daha fazla…)
16 Aralık 2008
Erkek adam öğle yemeği yemez!
Geçenlerde spor üzerine bir şeyler okuyordum. Sağlıklı bir diyette üç öğün yerine en az beş öğün yemek yenmesini salık veriyordu. Belki aşinasınızdır buna zira yakın zamanda çeşitli doktorlar da sıklıkla bunu önerdi. Sağlıklı bir diyetin esasları arasında asla çok acıkmamak yer alıyormuş. Bunu hatırlayınca birden kafama dank etti ve kendi kendime sordum: Ulan biz niye günde üç öğün yemek yiyoruz ki? Bununla da yetinmedim. Yemek saatlerinin neden bu şekilde olduğuna da kafam takıldı. Birileri üşenmemiş, bizim için düşünmüş taşınmış, öğle yemeği şu saatte yenir demiş biz de o saatte yiyoruz öyle mi? Malum insan merak eden hayvandır. Ben de merak ettim. Üşenmedim, araştırdım. (daha fazla…)