Komşunun karısı 7


Selahattin Duman’ın yazılarını ne çok beğendiğimi, hatta yazılarında tarif ettiği karakteri ne çok sevdiğimi beni tanıyorsanız çoktandır, ya da buradaki önceki yazılarımı okuduysanız1 artık biliyorsunuzdur. Bir yazısında2 Selahattin Duman, Gay Talese isimli araştırmacı yazarın bundan yıllar önce yazmış olduğu Thy Neighbor’s Wife (Komşunun Karısı) adlı biyografik romandan bahsetti. Yeniden okumak için yayınevlerinden birinin basmasını bekliyormuş kendisi. Bense Selahattin Duman kadar uzun yaşamayı beklemediğimden yeni baskı beklemedim. Birkaç sahafa hafiften de çekinerek soraraktan kitabı bulup satın aldım. Elimde şu anda Altın Kitaplar matbaası 1981 Ocak baskısı var kitabın.

Komşunun Karısı kitabının konusunu herhalde Amerika’daki “cinsel devrim” diye özetleyebilirim. Kitap bastırılmış cinselliğin, kısıtlanmış cinsel hakların, kimilerinin (benim de bu çağda) aklına bile gelmeyecek bir sürü özgürlüklerin çok da acısız olmayan yollardan kazanılmasını gayet geniş bir zaman dilimini ve tarihi belgeleri referans alarak anlatıyor. Açıkçası sonunu çok net bilsem* de kitabı elimden bırakamadığımı belirtmeliyim.

Kitabın neredeyse her bölümü beni ayrı ayrı hayretlere gark etti ama aklımda en çok yer eden şu kısmından özellikle burada bahsetmek istedim: Bundan 135 yıl önce, daha henüz yazılı haberleşmenin en etkili yöntemi posta iken, Amerikan Posta Ofisi’nde müfettiş olan Anthony Comstock diye bir güzide insan yaşarmış. Bu güzide şahıs politik olarak oldukça etkili imiş ve neredeyse dönemin polisi kadar erk sahibi imiş. Comstock o kadar ahlaklıymış(!) ki 3 Mart 1873′te yürürlüğe giren ve Comstock Yasası olarak bilinen bir Amerikan Federal yasasının çıkmasını sağlamış.3 Bu yasayla:

Ülke genelinde “müstehcen, bayağı ve/ya kösnül” içerikli malzemenin ve hatta doğum kontrol yöntemlerinin, araçlarının ve bu konudaki bilgilerin posta yoluyla dağıtımı

yasaklanmış. Bu yasanın yaptırımını bizzat kendisi de takip etmiştir ve bugün edebi eser bilip her yerde rahatlıkla okuyabileceğimiz çoğu eserin dağıtımını yasaklamış, dağıtanların çoğunu hapse mahkum ettirmiş, hatta kimilerini yürüttüğü kampanyalarla dolaylı yoldan da olsa ölüme itmiştir.4 Detayları okumak istiyorsanız kitabı sahaflardan bulabilirsiniz. Ben bu yazıda sadece kitabın beni en çok çarpan kısmına geliyorum.

Bundan 135 yol önce, insanların yazılı haberleşmesinde en yaygın yol kuşkusuz posta idi. Bugün ise yazılı haberleşmenin en yaygın yolu nedir diye sorsalar pek de duraklamadan internet diyebiliriz. Bu benzerlikten hareketle size ülkemizde daha taze çıkmış bir yasanın bir maddesini okutayım:

İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunun yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir:

- Müstehcenlik

Bildiniz, 4/5/2007′de kabul edilmiş olan, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ile ilgili kanundan, ya da internet camiasında bilinen adıyla, sansür yasasından bahsediyorum.5

“Ee, ne var bunda” dediğinizi duyar gibiyim. Comstock denen bağnaz insanın, ki kendisinin Hristiyan olduğunu hatırlatmakta fayda var, bundan 134 yıl önce internet’in o zamanki eşleniği posta idaresine yaptığını bugün, yani Comstock’dan 134 yıl sonra, Türkiye’de bizim yöneticilerimiz internete yapıyor.

Türkiye’de müstehcenliğin suç olarak görülmesi başlı başına bir kitabın, veya nice sosyolojik araştırmaların konusu bile olabilir. Ama bu yazıda anlatmak istediğim şudur: Amerika’nın 135 yıl önce yaşadığını biz bugün yaşıyoruz. Ve çok ama çok büyük bir farkla. Comstock Yasası’na karşı gelip ömrünü hapislerde geçirmeyi, parasının son kuruşuna kadar kaybetmeyi, hatta toplumun büyük bir kesimi tarafından dışlanmayı, yuhalanmayı göze alabilecek insanlar bizde neredeyse hiç yoklar. Penguen dergisi yazarlarından Memo Tembelçizer’in başlattığı Pornoma Dokunma kampanyası6 dışında neredeyse hiç kimse çıkıp da müstehcenlik kötü değildir, kaka değildir, insanın doğasında cinsellik vardır ve cinsellik yemek yemek kadar, ve hatta daha da doğaldır diyemiyor.**

Bugün, ifade özgürlüğü konusunda Amerika’nın 135 yıl önce geldiği yerdeyiz ve işin kötü yanı aradaki farkı kapatabilecek erkte, kendi hayatından fedakarlık edip de özgürlüklerimizi savunacak insanlarımız yok, yetişmiyor. Ve maalesef ben de bunlardan değilim. Üzgünüm!

* Amerikan vatandaşları cinsel özgürlüklerini elde etmiştir.
** “Hadi len ordan, ne alakası var..” diyenlere Night Porter‘ı izlemesini tavsiye ederim.

Kaynaklar:
1 Települümür
2 Hefner batıyorsa batsın bu dünya, Vatan Gazetesi, 18.10.2008
3 Talese, G.(1981). Komşunun karısı. (s.63-64). Altın Kitaplar. Ayrıca: Comstock Yasası, Wikipedia
4 Talese, G.(1981). Komşunun karısı. (s.417-420). Altın Kitaplar.
5 İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun, TBMM Arşivi
6 Pornoma dokunma, Blogspot