Uzun zamandır takıldığım, çok da sinirimi bozan bir şeyden bahsetmek istiyorum bugün: İşyerindeki e-posta adresini iş dışı hayatında da kullanmak. Bunu yapan sayısız arkadaşım olduğunun farkına vardım. Hem de IT dünyasının göbeğinden insanlar. Kolay anlatım için bütün bu arkadaşların Bilmemne Limited şirketinde çalıştıklarını var sayacağım. Hepsinin adını da teke indirip “İsmail” diyeceğim. Kısacası benim, günlük hayatlarında e-posta adresi olarak ismail@bilmemnelimited.com adresini kullanan bir sürü arkadaşım var. “E ne var bunda” dediğinizi duyar gibiyim. Bunun ne kadar kötü ne kadar sinir bozucu ve hatta tehlikeli olduğunu göremeyen sizin gibiler için açıklamaya çalışayım.
İsmail kendisini iş yeriyle o kadar özdeşleştirmiştir ki Facebook’a, MSN’e, Yemeksepeti’ne hep ismail@bilmemnelimited.com adresiyle üye olmuştur. Hatta yetmemiş arkadaşlarıyla haberleştiği mesajlaşma listelerinde de bu adresi kullanmaktadır. Sonra bir gün…
- İsmail’in iş yüzünden gün be gün gelen onlarca mesaj yüzünden posta kutusu (mailbox) okunabilecek limiti çoktan aşmıştır. Uzun bir aradan sonra İsmail’in arkadaşları toplanalım, iki tek atalım, eski günleri yâd edelim diye toplu bir mesaj atar. Bir ay sonra buluşmaya karar verirler lakin İsmail bu mesajı üç ay sonra ya görür ya görmez. İsmail’in arkadaşları kararlaştırılan günde buluşur ve yuvarlarlar mezeleri rakıları.. Tabii rakı masasına davet edilip de gelmeyenin yeri cehennemin sekizinci katı* olduğundan arkasından denmeyen kalmaz. Kulakları çınlar.. “E telefon etseydiler?” diyenlere ben de derim ki “Niye İsmail padişahın sol şeysi mi?”. Diğer herkes e-mektubunu okuyup da geliyorsa o niye gelemiyor?
- İsmail’in patronu bir gün şirketin kaynaklarının ne amaçla kullanıldığını araştırır ve görür ki Facebook gibi adreslerden mesajlar alınmaktadır. Gerek güvenlik gerek iş verimliliği gibi sebeplerle iş yerindeki e-posta adresini, Facebook’a verenlere ihtarı çeker. Hatta bununla da yetinmez, önce bir gelen giden mesajları inceler. İçinde küfürlü sözler geçenleri bulur ve zapt altına alır. Bu tür bir çalışanı da sırf garezi olduğundan kovuverir ve gerekçesi de geçerlidir: İşyeri kaynaklarını tahsis edilen amacın dışında kullanmak, şirketin güvenliğini tehlikeye atmak, hatta iş yerinin ismini ahlaka aykırı durumlarda anmak.**
- İsmail bir gün işinden kovulur veya bir sebepten ayrılmak zorunda kalır. Mesajlarına artık ulaşamadığından Facebook hesabını güncellemek zorunda kalır. Yemeksepeti’nden yeni hesap açtıracaktır. MSN’deki tüm kontaklarına yeni adresini duyurmak zorundadır artık. Tüm arkadaşlarına da tek tek bildirmesi gerekmektedir “bu benim yeni e-posta adresim” diye. Tabii bu sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Pek çok arkadaşı bir süre daha eski adresine mesaj yollamaya devam edecektir. Dahası, eski iş yerinin gazabına uğrayıp, aynı e-posta adresinin başkasına tahsis edilmesiyle birlikte çok daha tatsız durumlarla karşılaşabilir.
Bütün bunlar uç örnekler gibi görünse de birinizin başına gelebilir ve daha da önemlisi şu yazacaklarıma kimsenin itirazı olamaz: Benim bir arkadaşım benimle haberleşmek için özel e-posta adresini bana veremeyecek kadar (hadi diyelim ki) tembel ise o arkadaşımın bana verdiği değer barda başından savmak için kendisine yazan erkeğe yanlış telefon veren kızın o adama verdiği değerden azdır. Zaten benim onunla görüşmemi de hak etmiyordur. Ondan sonra rakı sofrasında arkasından bir şeyler söylemeye bile gerek kalmamıştır o arkadaşın.
Özetle, işi işte evi evde bırakın. Benim de tepemi attırmayın!
* Biliyorum cehennem yedi kattır.
** Bu, iş kanununa göre tazminatsız kovulmak için geçerli sebep sayılabilecektir. Detay için buraya tıklayın.
RSS
Twitter
FriendFeed
Pingback: musicians friend promo code coupon