İstiklal caddesini belki bilirsiniz. Hiç durmaz, hep akar gibi bir hali vardır. Ancak bir sonraki bara, restoran veya kafeye girene kadar durulur üzerinde. Nice insana yol olur da pek insan sevmez gibi bir hali vardır. (Emo’ları saymazsak?..)
Bugün Bahariye’deydim.. Birkaç parça alışveriş yapmak, yemek yemek ve Starbucks’a gidip blog’uma bir şeyler yazmak niyetindeydim.. Ayağımı yaya yolunu araba yolundan ayıran yamuk babalardan birine çarpıp az miktarda parçalayınca epey keyfim kaçmıştı doğrusu. Böyle zamanlarda moralim düzelsin diye sevdiğim bir şeyler yapıyorum. Ben de gidip Happy Moon’s da koca bir hamburgeri usulca mideye indirdim. Onun hikayesini sonra anlatırım.
Daha sonra kalkıp Starbucks’a doğru yollandım ki bir de ne göreyim, ne duyayım. Bahariye’den geçerken ara ara kulağıma takılan güzel sesini durup dinlemek istediğim ama yanımda hep birileri olduğu için yeteri kadar dinleyemediğim bir sokak grubunu sonunda dinleme şansını buldum. Grubun adı, temin ettiğimiz CD’lerinden anladığım üzere “Masalın Aslı“. Havadaki püfür püfür rüzgar, ve billur gibi sesiyle opera vokal* Özlem ve özellikle beni etkileyen keman sesi biraz önce başıma gelen tatsızlıkları unutturduğu gibi üstüne bir de bu kirpiyi mutlu etti. Oturup uzun uzun hamburgerin niye Burger King yerine Happy Moon’s gibi restoranlarda yenmesi gerektiğini anlatacaktım ama o konu rüzgarla birlikte (şimdilik) uçtu gitti. Gelelim Masalın Aslı’na..
Masalın Aslı aslında Vasıf Öngören adlı yazarın bir çocuk romanının adıymış.1 Artık grup ismini seçerken bu kitaptan etkilendiyse de herhalde Vasıf bey bu grubu bir kez dinledikten sonra hakkını gruba helal edecektir. 7 kişilik bu grup, benim deniz esintili diye tarif edebileceğim parçaları çello, kontrbas, ud ve tabii ki benim en beğendiğim keman eşliğinde, hem de birden fazla dilde opera tınısıyla yorumluyor. Bunlardan bazıları Karadeniz Yelkenleri (Türkçe), Yedi Kule (biraz Türkçe biraz Yunanca), Şehrazat (İngilizce) ve de her dinlediğimde tekrar hayran kaldığım Balkan türküsü Ederlezi (Hıdrellez)2.
Yağmursuz havalarda, iş çıkışının biraz ertesine denk gelen saatlerde Bahariye’ye uğrarsanız grubu canlı dinlemeniz mümkün. Ekşi’de yazdığı kadarıyla cuma akşamları da Kadıköy Viktor Levi’de çıkıyorlarmış. Grup evde rakınızı yudumlarken size eşlik etsin isterseniz, ki bir kere dinledikten sonra kesin istersiniz, oldukça amatör paketlenmiş ama tahminimden çok daha yüksek ses kalitesinde sekiz şarkılık bir de CD doldurmuşlar, onu edinebilirsiniz. Hediyesi bu yazının yazıldığı ateşten sıcak Ağustos ayında 10 liraydı. Evinde deniz esintisiyle serinlemeye bu fiyat sudan ucuz diyerekten bir adet edindim. İyi ki de öyle yapmışım. Bu yazıyı fonda Masalın Aslı, evde rakı olmadığından da bira eşliğinde yazıyorum.
Gruba ulaşmak isterseniz bir Facebook grubu ve bir de e-posta adresleri mevcut.
Gelelim yazının başında bahsettiğimiz insanları sevmeyen İstiklal’le Bahariye’nin farkına.. İşte bu grup çalıp söylerken yoldan geçen insanların kimi bulabildikleri yerlere oturarak kimi ayakta kimi çömelerek grubu dinlemeye başladı. Hatta müziğin sesinden etkilenerek tanıdıklarını arayıp “Bak sana bir grup dinleteceğim, gençler ne güzel çalıyorlar” diye cep telefonuna sarılanlar da oldu. Yani insan akışı kısmen de olsa durdu (Bu kadar insana sel deseydim de doğrusu İstiklal’e haksızlık olurdu). Kadıköy’ün, Bahariye’nin tadını daha bir güzel aldım bu sayede.. Galiba Bahariye insanları İstiklal’den daha çok seviyor.. Ne dersiniz?
* Opera vokal tanımını Ekşi‘den aldım. Ne kadar doğrudur bilinmez. Ama Loreena McKennitt gibi bir ses desem herhalde bir şeyler ifade edecektir.
Kaynaklar:
1 Masalın Aslı başlığı, Ekşi Sözlük





