Ben de pek çok öğrenci gibi tarih öğrenmenin gerçek hayatta ne işimize yarayacağını hep merak etmişimdir. Ama bugün farkettiğim, yine bana çarpıcı gelen bir tarihi benzerlik karşısında bu bilgilerin gerçek hayatta işime yarayabileceğine karar verdim. Size de anlatayım.
Bugünlerin en popüler tartışmalarından biri GDO’nun yani Genetiği Değiştirilmiş Organizma’nın yararlı mı zararlı mı olduğu tartışması herhalde. Genetik ne demek kabaca tahmin ediyoruz ama kısaca tanımlamakta da fayda var. Genetik, antik Yunanca “köken” kelimesinden (genesis) türemiş.1 Biyolojinin kalıtım ile ilgilenen alt dallarının tümüne genetik bilimi adı veriliyor. Atalardan çocuklarına çeşitli özelliklerin aktarılması, yani kalıtım, canlı organizmalarda gen adı verilen birimler aracılığıyla mümkün olmaktadır. Konuyu anlamak için herhalde en temel bilgi bu olsa gerek. En kaba tabiriyle örnek vermek gerekirse babamızın ve annemizin genleri bir araya gelip, bazı değişikliklere de uğrayıp bizim bugünkü halimizi oluşturuyor.
Genetiği değiştirilmiş organizma diye (yani GDO) çeşitli canlıların (örneğin çeşitli sebze ve meyvelerin) genlerinin bir canlı türünden bir canlı türüne aktarılması sonucu ortaya çıkan canlılara deniyor. Bu aktarılmalar test edilerek ne gibi faydaları olabileceği bulunuyor ve beğenilen bir sonuç ortaya çıkarsa kullanılıyor. Bu GDO’ların bugünlerdeki tartışmalara yol açan kullanımı ise çeşitli genler kullanılarak dayanıklı veya doğal olanından daha verimli hale getirilmiş meyve ve sebzeler.
Bu ürünlerin bir çok faydasından bahsediliyor. Örneğin böceklere karşı ilaçlamaya ihtiyaç duymadığı, gübre kullanılmadığı halde daha çok ürün verdiği, hava koşullarına daha dayanıklı olduğu, böylece maliyetleri düşürdüğü söyleniyor. Bunların doğruluğu yanlışlığını tartışmak epeyce zor, zira bilimsel veriler gerekir. Ancak tam da bu araştırmaya vakit ayırmamaya karar vermişken aklıma o çarpıcı dediğim tarihi bilgi geldi. Tam da buna bire bir benzeyen bir vaka bundan yüzyıllar önce yaşanmıştı. Hem de olayın baş aktörü yine aynıydı. Amerika ve yardımcı oyuncu olarak gelişmekte olan bir ülke, İrlanda.
İrlanda’nın temel geçim kaynağını oluşturan patates, ana vatanı olan Amerika’dan İrlanda’ya getirilmiş. İrlanda’dada da açlık diz boyu olduğundan ve patates de hem çok verimli bir şekilde yetiştirilebildiğinden, hem de insanların hayatını idame ettirmesi için gerekli pek çok besini içerdiğinden İrlandalılar neredeyse tüm ekonomilerini patates yetiştiriciliğine dayandırmışlar.2 Lakin her şey beklendiği gibi güllük gülistanlık olmamış ve 1700-1800′lü yıllarda patates kıranı (potato blight) denilen bir hastalık ürünlerin çok büyük bir kısmını, hem de uzun süreler boyunca yenmez hale getirmiş. Bu olaylar kıtlık ve hastalıkla sonuçlanmış ve tahmin ediliyor ki 1500000 kişi hayatını kaybetmiş. Evet, 1.5 milyon kişi, patates yetiştirilemediği için hayatını kaybetmiş.3
Bugün ise Türkiye’ye çok verimli olduğu iddia edilen GDO’lu ürünleri getirip burada yetiştirtmek istiyorlar. Gerçekten doğru olabilir, bu ürünler daha verimli olabilir. Çiftçilerimiz bu iş çok verimli, daha çok kazanabileceğim diye heves edip GDO’lu ürünlere yönelebilirler. Ama bu da orta veya uzun vadede, tıpkı İrlanda örneğinde olduğu gibi genetik çeşitliliği yok edecek, sadece birkaç firmanın ürettiği türlerin yetiştirilmesine sebep olacak.
Varsayalım ki sadece Türkiye’deki floraya özel bir bitki hastalığı türü olsun, örneğin Anadolu mısır kıranı diyelim bu hastalığın adına. Bu hastalık Avrupa’da veya Amerika’da olmadığı için, o büyük firmalar yetiştirdiği mısır türünü bu hastalığa karşı dirençli hale getirmemiş olsunlar. Şans eseri çiftçinin ektiği ekine bulaşırsa bu hastalık, bütün ürünleri kullanılmaz hale getirebilir. Tıpkı İrlanda’daki patates kıranı örneğinde olduğu gibi. Oysa, Türkiye’de yetişen ve birkaç kez döl vermiş mısırlar kullanılsaydı, zaten ekilenler bu hastalığa karşı hayatta kalmış olan mısırlardan üremiş olacağı için bu hastalıktan etkilenmeyecekti.
Herhalde tüm ekonomomiz bir tek çeşit ürüne dayanmadığından bizde bu tür bir senaryo gerçekleşirse açlıktan ölenler olmayacaktır ama muhtemelen büyük bir ekonomik etkisi olacaktır.
Kısacası, her yeni buluşa, keşfe bu kurtarıcımız diye atlamamak lazım. Ve de, kendim bile bunu yazarken şaşıyorum ama, tarih bilmek ve tarihten ders almak lazımmış doğrusu.
1 Genetics, Wikipedia
2 Potato! History, IndepthInfo
3 Great Famine (Ireland), Wikipedia





