Arkasından konuşursanız alınır.. Biliyorum epey soğuk bir espri oldu ama yazmasam çatlardım. Konumuza dönecek olursak, akıllı bir telefon almak istiyorsak paraya kıyıp bir Nexus One tercih etmeli miyiz? 1 mart’tan bu yana N1 kullandığım için sanırım bu soruya artık sağlıklı bir yanıt verebilirim. Önce artıları….
Telefon o kadar performanslı, öyle hızlı tepki veriyor ki laptop’umu değiştirme ihtiyacı hissettiğimi belirtmeliyim.. Browser’ı şimdiye kadar kullandıklarım arasında en iyi site görüntüleyeni. Mobile Internet Explorer, Safari mobile, Opera mini, Symbian browser’larını denemiş biri olarak Android 2.1 browser’ını gördükten sonra diğerlerine dönebileceğimi sanmıyorum. Ama tabii FireFox ve Chrome çok yakında Android’e gelecek. O zaman bir kez daha değerlendiririm durumu. Hemen belirtmeliyim ki, pinch-to-zoom (çimdikle yakınlaştırma) hiç öyle uğrunda methiyeler düzecek, olmazsa olmaz denilecek kadar dehşetengiz elzemlikte bir özellik değilmiş. Hatta iki elinizi de kullanmanızı gerektirdiğinden çoğu kez tercih etmediğim bir özellik. Fakat multi-touch (çoklu dokunuş) tabii ki muhteşem, zira iki baş parmağınızı kullanarak yazı yazmanıza olanak veren teknoloji bu.
Ben Nexus One orijinal ROM yerine CyanogenMod denilen ROM’u kullanıyorum. Radyo ROM olarak ise HTC Passion. Yani daha az teknik bir dille ifade edersek, işletim sistemi Cyanogen abinin eklentilerini içerirken, cep telefonu ile ilgili kısımları HTC Passion marka telefondan alınma. Bu sayede donanımın izin verdiği tüm yetkinlikleri kullanabiliyorum (neredeyse…)
Nexus One’ı öven oldukça uzun bir yazı yazabilirim ama bu tür yazılardan etrafta epeyce bulabilirsiniz sanıyorum. O yüzden methiye kısmını geçip gelelim yergiye….
(Yazının buradan sonrasını kaybettiğim için parça parça ekleyerek yeniden yazacağım. N1′la yazdığım ilk yazı.. Kusuruma bakmayın…)
N1′la ilgili en tatsız sorunlar fiziksel olanlar. Arka kapak tam olarak kasayı kapatmadığından, ses tuşlarının altında kalan kısım elinizi tahriş ediyor. Forumlarda gördüğüm kadarıyla bu 2. parti üretilen N1′larda karşılaşılan bir sorun. İyi haber şu ki, HTC sorgusuz sualsiz ve ücretsiz yeni bir kapak yolluyor isteyince. Tabii ki Amerika’ya. Yeni gelen kapak sorunu %100 çözmese de el tahriş sorununu çözdü.
İkinci fiziksel konu ise fonksiyon tuşları (yani ekranın altındaki geri alma, seçenek, anasayfa ve arama tuşları) Bu tuşları nedense Softkey, yani dokunmatik tuş olarak koymayı uygun görmüşler. Şık görünüyor ama tam internette gezinirken eliniz bunlara değiyor ve sayfa kapanıyor, v.b. Bunlara dokunmamaya alışmak oldukça zor oldu. Hâlâ daha dokunuyorum ara sıra…
En önemli ikinci sorun ise 3G çekiş gücü. Durduk yere Edge’e düşebiliyorsunuz ve uzun süre eski haline dönmüyor telefon. Hatta bazen telefonu baştan başlatmanız bile gerekebiliyor. Ne Google’ın güncellemeleri ne de HTC Passion radyo ROM’u bu sorunu tam anlamıyla çözebiliyor. Bu da sorunun donanımla ilgili (yani pratikte çözülemez) olduğunu düşündürüyor.
Google’ın tuhaf bir tercihi olsa gerek, telefon hem FM alıcı hem de verici içerdiği hâlde yazılım desteği olmadığından FM radyo dinleyemiyorsunuz. Modifiyeci Paul abi bu konuda var gücüyle çalışıyor ama hâlâ FM radyodan ses getiremedi.
Pil ömrü ise benzeri diğer telefonlardaki gibi az. Ortalama kullanımda bir gün zor dayanıyor. Hele Google Maps ve GPS ile tam doluyken 1.5 saatte tam boş hale gelebildi. Buna da kolay bir çözüm olacağını sanmıyorum. Belki Seidio marka, ömrü uzatılmış pilleri deneyebilirsiniz ama hediyesi 50 dolardan fazla. Bu aralar modifiyeci abiler pil ömrünü uzatacak yazılımlar üzerinde çalışmaya da başladılar ama herhalde en iyi çözüm Çin’den çerez parasına getirtebileceğiniz bir adet kısa microusb kablosunu cebinizde taşımak. Nasılsa neredeyse her gittiğimiz yerde bilgisayar bulabiliyoruz artık.
Son iki sorun ise sorun denemeyecek kadar ufak aslında. Trackball mekanik, eski tip toplu farelerdeki gibi oynak bir top içeriyor yani. Bu da kolay bozulabilir demek. Hassasiyeti ise çok kötü değil. Bir de bu kadar pahalı bir oyuncakta doğrusu çok daha kaliteli bir hoparlör (buzzer) olmasını beklerdim. Mevcut hoparlör hem çok düşük sesli hem de son seslere yaklaşınca cızırdıyor. MP3 dinlemek oldukça zor yani. Telefon cebinizdeyken çaldığını anlamak ise neredeyse imkansız. Orijinal kılıfına ses çıkışı koymamışlar, sizin açmanız gerekiyor.
Bu kadar kötü yanlarını yazdım ama doğrusu iyi ki almışım diyorum. Bu telefon Nokia’yı yerinden edebilecek ve Android’i hakettiği yere taşıyacak telefonların ilki gibi duruyor. Biraz daha sabredebilmiş olsaydım, birebir aynı kasaya sahip olan HTC Desire’ı alırdım sanıyorum. Desire’da, çalışan bir FM radyo, hardkey fonksiyon tuşları ve optik trackpad mevcut. 3G konusunu bilemiyorum ama muhtemelen Google Nexus One’dan önce HTC Desire Türkiye’ye gelecektir. Bu sırada benim gibi sabırsız arkadaşlar, telefonda Türkiye garantisi de aramıyorlarsa GittiGidiyor’a bir göz atabilirler.
Bu yazıdan bir de hayat dersi çıkarmak mümkün, o da şu ki: teknolojik bir ürünü ilk satın alan olmak, son kullanıcı için verimli bir davranış biçimi değil. iPad iPad diye ağzının suyu akan Apple fanboy’lara da duyurulur…
Ek: Yazıyı yazıp bitirdiğimde şarjın %15′e indiğini üzülerek gördüm. Demek ki GPS gibi, telefonun işlemcisine de bu kadar yüklenmek doğru değilmiş.
RSS
Twitter
FriendFeed
Pingback: Nature Inspiration