<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kirpi'nin Yeri &#187; kirpi</title>
	<atom:link href="http://www.kirpininyeri.com/author/kirpi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kirpininyeri.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 20:56:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>En iyi LCD TV hangisi ( 2010 &#8211; 2011 )</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/09/en-iyi-lcd-tv-hangisi-2010-2011/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/09/en-iyi-lcd-tv-hangisi-2010-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 20:53:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[3d]]></category>
		<category><![CDATA[3d tv]]></category>
		<category><![CDATA[dvb-c]]></category>
		<category><![CDATA[dvb-t]]></category>
		<category><![CDATA[kablo tv]]></category>
		<category><![CDATA[kablolu yayın]]></category>
		<category><![CDATA[lcd tv]]></category>
		<category><![CDATA[mkv]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[teledünya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=632</guid>
		<description><![CDATA[Bundan bir yıl kadar önce en iyi LCD TV&#8217;nin hangisi olduğuna dair bir iddiayla çıkıp 32LH2000&#8242;i sizlere övmüştüm. Doğrusu, bugün bile bu söylediklerimin arkasındayım. Sadece TV izleyecekseniz, bundan daha fazlasına ihtiyacınız olduğunu düşünmüyorum. Ama yakın zamanda taşındığım yeni ev eskisine göre çok daha büyük bir salona sahip olduğundan televizyon izlediğim mesafe oldukça arttı. Ben de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan bir yıl kadar önce en iyi LCD TV&#8217;nin hangisi olduğuna dair bir iddiayla çıkıp <a href="http://www.kirpininyeri.com/2009/09/en-iyi-lcd-tv-hangisi/">32LH2000&#8242;i sizlere övmüştüm</a>. Doğrusu, bugün bile bu söylediklerimin arkasındayım. Sadece TV izleyecekseniz, bundan daha fazlasına ihtiyacınız olduğunu düşünmüyorum. Ama yakın zamanda taşındığım yeni ev eskisine göre çok daha büyük bir salona sahip olduğundan televizyon izlediğim mesafe oldukça arttı. Ben de bu fırsattan istifade yeni bir televizyon arayışına girdim. Kriterlerim arasında başı çekenler her zamanki gibi Teledünya desteği (yani DVB-C) ve fiyat/performans oldu. Sonuç olarak Samsung 46C750&#8242;de karar kıldım. Tabii bu çağda LCD mi kaldı diyenler olacaktır <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Cevap veriyorum: EVET. Gelelim tercihimin sebeplerine:<span id="more-632"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>En başta Teledünya desteği, daha doğrusu DVB-C desteği ve CI+ modül desteği olan TV&#8217;leri seçince zaten bir sürü televizyonu otomatikman eliyorsunuz. Geriye Sony, Samsung ve Panasonic markaları kalıyor. Maalesef LG&#8217;nin yeni modellerinde DVB-C desteği görünmüyor. Bu sefer kendimi riske atamadım. CI+ da şart değil ama elimdeki Neotion marka modül CI+ destekli olduğu için bir avantaj. Modül sayesinde, HD kutuya ek para vermeden Teledünya&#8217;nın HD kanallarını da izleyebiliyorsunuz.</p>
<p>Teledünya başlıca derdi olmayanlar için ise belirteyim. Bu TV serisi, nice yandan aydınlatmalı (edge lit) LED TV&#8217;den çok daha güzel renk sağlıyor. Buna ise, bir Samsung mağazasında bir alt modeli olan C650 ile şimdi modelini hatırlayamadığım bir LED TV&#8217;yi yanyana seyrederek karar vermiştim. Yani eğer tam arka aydınlatmalı (full backlit) bir LED TV alamıyorsanız, LED TV almayın. Paranıza yazık edersiniz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu şu. Tam arka aydınlatmalı LED TV&#8217;leri ürünün kendi sayfasına bakarak ayırt etmeniz oldukça zor. Zira yandan ledle aydınlatılan LED TV&#8217;ler de aslında TV&#8217;nin arkasındaki ledlerle aydınlatılıyor. Yani bunlar da backlit. Bu yüzden seçtiğiniz TV için mutlaka web sayfalarında yorumları okuyunuz ve full backlit olduğundan emin olunuz.</p>
<p>Ve işte büyük bomba geliyor. Aktif 3D desteği. Üç boyutlu TV&#8217;ler henüz ülkemizde de dünyada da çok yeni. Hatta bu teknoloji o kadar yeni ki, izleyiciye 3D görüntü seyrettirmek için birden fazla yöntem var ve oturmuş bir standart bile yok. Şu anda TV&#8217;lerden en gerçekçi ve kaliteli 3D görüntüyü Aktif Gözlük (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Liquid_crystal_shutter_glasses">active shutter glasses</a>) teknolojisiyle alabiliyoruz. Bu teknolojide TV&#8217;ler izleyicilerin taktığı gözlüklere birer sinyal gönderiyor ve gözlükler de bir sağ gözü bir sol gözü kapatarak her iki gözün farklı görüntü görebilmesini sağlıyor. Bu sırada da TV, bir sol göz için görüntü gösteriyor bir sağ göz için. Yani anlayacağınız, TV&#8217;nizin ekrandaki görüntüyü gerçekten hızlı bir şekilde yenileyebilmesi gerekiyor. Bir kısım TV firması ise bunun için 3D desteğini sadece LED TV&#8217;lere koyuyor. Zira LCD TV&#8217;lerde bu hızlara (frekans) ulaşmak zor. Bu frekanslara ulaşmada kolaydan zora doğru teknolojiler şöyle: Plazma, LED, LCD. Kolaylık kriterini de takdir edersiniz ki ancak ucuzlukla ölçebiliyorum. Samsung, parası çok olmayıp da 3D&#8217;nin tadını merak edenlere bir güzellik yapıp C750 serisini çıkarmış. Yani giriş seviyesi bir 3D sistem için Türkiye&#8217;deki en ideal TV şu anda bu.</p>
<p>Plazma TV&#8217;ler ise yenileme hızı en yüksek TV&#8217;ler. Ancak 3D destekli plazmaların (Örneğin <a href="http://www.teknosa.com/Cultures/tr-TR/Products/urundetay.htm?CS_ProductID=119987508&amp;CS_Category=_PLAZMA_TV854&amp;CS_Catalog=_SES_VE_GORUNTU">Panasonic VT20 serisi</a>) fiyatları şu anda bir o kadar da uçuk. Gerçek bir 3D deneyimi istiyorsanız (okuduğum ve mantıklı geldiği kadarıyla) oldukça büyük bir TV almanız gerekecek. Zira, 3D&#8217;de ekran büyüdükçe derinlik hissi daha iyi anlaşılıyormuş (Eh doğrudur, sinemada epey derin oluyor).</p>
<p>Özetle, Teledünya izleyebileceğiniz, full HD, 3D desteği olan ve 2D&#8217;de de enfes bir görsel sağlayan bir TV istiyorsanız, bu televizyonu alabilirsiniz. <a href="http://darty.com.tr/e_commerce/fiche.cfm?produit_id=40728&amp;cat_id=9&amp;CFID=75953539&amp;CFTOKEN=61432458">Darty</a> şu anda piyasadaki en uygun taksitli fiyatı veriyor. Hatta pazarlık yapma ihtimaliniz de mevcut. Daha da iyisi, gelen TV&#8217;nin kutusundan 180 TL değerinde bir adet 3D gözlük çıktı ve bayram şekeri almış çocuk gibi sevindim. Bana gelen TV&#8217;nin tam model numarası: <a href="http://www.samsung.com/pt/consumer/tv-audio-video/television/lcd-tv/LE46C750R2WXXC/index.idx?pagetype=prd_detail">LE46C750R2WXXC</a>. Bulabilirseniz siz de bu modeli isteyin.</p>
<p>Bu TV&#8217;nin sevdiğim (fakat bir kısmını henüz deneyemediğim) diğer özellikleri ise şöyle: DLNA desteği (bilgisayarınızdaki filmleri ağ üzerinden izleme), HDMI 1.4 portu (3D desteği), USB diske kayıt (PVR), kanal listesini USB belleğe yedekleme (bu sayede her güncellemede başa dönmeyeceğimizi umuyorum). Samsung, TV&#8217;lerinin kaynak kodunu bir süre sonra halka sunduğu için, bu TV&#8217;lere açık kaynak kodlu yazılım bulmanız da mümkün olabiliyor (bkz: <a href="http://samygo.sourceforge.net/">SamyGO</a>) Dijital Optik çıkış sayesinde, televizyon kanallarını da 5.1 ev sinema sisteminden dinleyebiliyorsunuz.</p>
<p>Türkiye&#8217;de 3D yayın yapan kanal olmadığından, 3D bir şeyler izlemek için sadece TV yeterli değil şimdilik. En uygun fiyatlı 3D sistemi gibi bir başlıkla, bir başka yazıda da gereken tüm ekipmanları (en ucuz olanlarını tabii ki <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) yazacağım.</p>
<p>Samsung 46C750&#8242;nin henüz Türkçe sayfası mevcut değil. Bu sebeple, detaylı bilgi için Samsung İngiltere sayfasını ziyaret edebilirsiniz: <a href="http://www.samsung.com/uk/consumer/tv-audio-video/television/lcd-tv/LE46C750R2KXXU">http://www.samsung.com/uk</a> Bir de, unutmadan eklemeliyim ki, bu yazıyı yazdığım sırada, Samsung teknik desteği kendisi doğrudan vermeye başlamıştı ve Anadolu Elektronik&#8217;i yavaş yavaş devreden çıkarıyordu. Sanırım bu da, Apple&#8217;da olduğu gibi, TV&#8217;yi nereden alırsanız alın destek alabilirsiniz anlamına gelebilir orta vadede. Tabii ki böyle bir durumda distribütör ürünü sevmeyen arkadaşlara gün doğar <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tükenmeden alın ve güle güle seyredin efenim..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/09/en-iyi-lcd-tv-hangisi-2010-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gözlük camı alırken nelere dikkat etmeliyiz?</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/09/gozluk-cami-alirken-nelere-dikkat-etmeliyiz/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/09/gozluk-cami-alirken-nelere-dikkat-etmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 17:59:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük camı]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük camı çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük camı markaları]]></category>
		<category><![CDATA[hoya]]></category>
		<category><![CDATA[lens]]></category>
		<category><![CDATA[zeiss]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=614</guid>
		<description><![CDATA[Bundan daha birkaç sene öncesine kadar gözlük alırken 80 liraya, cam çerçeve her şey dahil bir adet alır çıkardım. Geçen sefer gözlüğüm kırılınca, biraz da acil bir durum olunca, bir arkadaşın tavsiyesiyle gittiğim yerden, Hoya diye bir cam markası öğrenip onu aldım. Gözlükçü oldukça güzel indirim yapıyordu ve benim de bütçem müsaitti, (6 taksitle ) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan daha birkaç sene öncesine kadar gözlük alırken 80 liraya, cam çerçeve her şey dahil bir adet alır çıkardım. Geçen sefer gözlüğüm kırılınca, biraz da acil bir durum olunca, bir arkadaşın tavsiyesiyle gittiğim yerden, Hoya diye bir cam markası öğrenip onu aldım. Gözlükçü oldukça güzel indirim yapıyordu ve benim de bütçem müsaitti, (6 taksitle <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) alıverdim bir adet. İşte o alışverişle hayatım değişti. Meğerse, gözlük camı o kadar önemliymiş ki, ve ben meğerse dünyayı o kadar başka bir şekilde görüyormuşum ki inanamadım. Kısmet bu ya, ürünün taksitinin bitiminden 2 ay kadar sonra gözlüğü kaybettim ve yine aynı markayı bu sefer başka yerden almaya gittim. Bu sefer, gözlük camının önemini biliyor olduğumdan, ve gözlükçü de tanıdık olduğundan epey istişare ederek gözlük hangi camı alacağıma oldukça bilgili bir şekilde karar verdim. İşte son aldığım cam ve özellikleri:<span id="more-614"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Hoya Hilux Pnx marka ve model Trivex camlar. Gözlük sektörüne aşina olanlar bilecektir ki, Türkiye&#8217;de kalitesiyle öne çıkan lens markaları Zeiss ve Hoya&#8217;dır. Zeiss&#8217;in fiyatları hepten uçuk olduğundan pek el değmiyor doğrusu. Ama Hoya kimi zaman kampanyayla veya sıkı bir pazarlıkla erişilebilir bir meblağa düşüyor. (Bu arada öğrendiğim üzere, gözlüğün hası ve ucuzu Sirkeci&#8217;de satılıyormuş.) Trivex neymiş açıklamak için ufak bir ayrıntıya daha gireyim. Bundan uzun süre önce, gözlük üreticileri gözlük camını cam&#8217;dan yapmayı bırakıp sert plastik ve türevi malzemeler kullanmaya başlamışlar. Hem sağlamlık, hem hafiflik açısından cam&#8217;dan daha iyi alternatifler. Malesef ki optik özellikleri cam kadar iyi değil. İşte gözlük camlarının (yani aslında gözlük lenslerinin) Türkiye&#8217;de adı pek bilinmeyen özelliklerini aşağıda yazacağım. Tüm bu özelliklerin çok teknik detayları var ama sıkıcı olmamak adına özet geçeceğim, siz dilerseniz linklere bakıp detayları okursunuz.</p>
<ul>
<li>Kırma indisi (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Refractive_index">refractive index</a>)</li>
<li>Abbe değeri (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Abbe_number">Abbe number</a>)</li>
<li>Yoğunluk (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Density">density</a>)</li>
<li>Ultraviyole eşiği (UV cutoff)</li>
<li>Kırılmaya dayanıklılık</li>
<li>Kullanılan kaplama</li>
</ul>
<p>Kırma indisi, kullanılan materyalin ışığı ne kadar kolay kırabildiğinin bir ölçüsü. Bu değer ne kadar yüksekse, o kadar az materyal ile aynı gözlük derecesini karşılayan lens elde edilebiliyor. Bunu biz Türkiye&#8217;de &#8220;inceltilmişlik&#8221; olarak biliyoruz <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sanıyorum ki Ali Cengiz bir Türk atamız, &#8220;bu arkadaşlar kırma indisi neyin anlamaz&#8221; diye düşünmüş, ben buna &#8220;yüzde 67 inceltilmiş cam&#8221; diyeyim, hem benim başım ağrımaz hem de olayı anlatmış olurum demiş. Sonra da olay bu şekilde kalmış. Özetle, yüzde 70, yüzde 67, yüzde 43 inceltilmiş cam diye bir şey yok. Bunlar lens yapımında kullanılan materyalin kırma indisi. Bu değer ufaldıkça aynı kırma miktarını yakalamak için daha çok malzeme kullanılıyor ve gözlük daha kalın oluyor. Akıllıca bir benzetme değil mi <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Özetlersek kırma indisinin (yani inceltilmişliğin) daha yükseği makbul.</p>
<p>Abbe değeri ise sapma değeri denilen bir değer. Işığın ne kadar saptığının bir ifadesi olan bu değerin de maalesef ki yükseği makbul. Biraz kafa karıştırıcı ama yine teknik detaylara girmezsek, yüksek abbe değeri daha iyi diye düşünebilirsiniz. Örneğin gerçek cam&#8217;dan yapılan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Corrective_lens#Ophthalmic_material_property_tables">lensin abbe değeri 58.5 iken</a>, plastik benzeri materyallerden yapılma lenslerin bu değere <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Corrective_lens#Ophthalmic_material_property_tables">en yakın olanı 47</a>. Türkiye&#8217;de lenslerin abbe değerini öğrenmek için büyük çabalar sarfetmeniz gerekebilir zira bunlar ancak kataloglarda vb bulunan değerler. (En son ne zaman gözlük lensi kataloğu gördüğünüzü bir düşünün <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  )</p>
<p>Yoğunluk ise hepimizin liseden vb bildiği bir olay. Ne kadar yoğun o kadar kötü. Zira kullanılan materyal çoğalsa da yoğunluk azsa, gözlük hafif oluyor. Kalın ama hafif bir gözlük, ince ama ağır bir gözlükten daha iyi bence.</p>
<p>Ultraviyole eşiği ise, kullanılan materyalin zararlı ultraviyole ışınlarını hangi dalgaboyundan itibaren blokladığı. Bazı lens malzemeleri kendiliğinden bir miktar ultraviyole ışınını blokluyor. Ama bu özelliği yeterli olmayan materyallerden yapılan lenslerde kaplama kullanılması mümkün. Araştırmalarımdan çıkarabildiğim kadarıyla bu değerin yüksek olanı makbul ama bu değeri bir yerlerden edinmek epey zor. Bunun yerine, göze en zararlı olduğu sanılan UV-B ve UV-A ışınlarını ne kadar blokladığını sorabilirsiniz. Zira <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ultraviolet#Eye">UV-B ve UV-A</a>&#8216;nın sırasıyla katarakt ve retina hasarına yol açtığı düşünülüyor.</p>
<p>Kırılmaya dayanıklılık kısmında ise zaten çok önemli. Biz hep elimizdeki yatırımı gibi korumak adına kırılmaya dayanıklı olsun istiyoruz sanırım ama ecnebiler kişinin göz güvenliğini düşünmüş. <a href="http://www.fda.gov/medicaldevices/deviceregulationandguidance/guidancedocuments/ucm070579.htm#b">FDA</a> bundan yıllar önce koyduğu bir kuralla, üzerine 1.59 santim çapında 16 gramlık çelik bir bilyeyi 127 santim yükseklikten lensin üzerine attığımızda çatlayan malzemeden gözlük yapamazsınız diye bir kural koymuş. Eh tabii ki bir sürü materyal bu koşullara uymuyor <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Bu sağlamlık arttıkça abbe değeri de düşer diye bekleriz ama Trivex ile bunun arasını bulmuş gibiler. Polikarbonat camlardan daha dayanıklı olarak lanse ediliyor ama abbe değeri de oldukça yüksek.</p>
<p>Lens özelliğinde en dikkat edilmesi gerekenlerden biri de kullanılan kaplama. Kaplamalar gözü ultraviyole ışınlarından korumakla başlayıp, karanlıkta ışığın yansımasıını engellemek (anti-refle) ve hatta bence en önemlisi, gözlük camına yağ ve su yapışmasını önlemeye kadar bir çok amaçla kullanılıyor. Tercihen yağ ve su itici özellikleri olan bir kaplama istemelisiniz. Burada da şöyle bir şeyi belirtmekte fayda var. Bir sürü üretici lens malzemelerine kaplamayı da önceden koyuyor. Yani Türkiye&#8217;de o üreticinin lensi sonradan kaplanmıyor. Bu sebeple aldığınız lenslerin paketlerini de mutlaka isteyin ki söylenenler gerçek mi kontrol edebilesiniz.</p>
<p>Benim şu ana kadar ne olduğunu bilerek aldığım ve en beğendiğim lens malzemesi, doğrusu Trivex (Türkiye&#8217;deki markalar arasında Trivex kullanım lisansı sadece Hoya&#8217;da var ve Hoya Hilux Pnx diye geçiyor) Gerçekten de pencere camı arkasından bakmakla bu gözlük arkasından bakmak arasında az fark var. Bu kadar yüksek abbe değerinde ve bu sağlamlıkta henüz başka bir malzeme yok sanıyorum. Fakat bu malzemenin de en kötü yanı, yağ ve su yapışmasını önleyen kaplamasının (henüz?) olmaması. Bir diğer özelliği de, inceltilmişlik(!) değerinin düşük olması. Bu iki konu sizin için çok önemliyse, önceki gözlük modelim olan Hoya Nulux Eynoa&#8217;yı önerebilirim. Süper anti-refle kaplaması ve inceliğiyle, bu da oldukça kullanılası bir lens malzemesi. Bu modelin abbe değeri diğerlerine göre çok düşük ama o piyasadaki ucuz alternatiflere göre o kadar iyi ki gözlüğüm gözümdeyken kendisinin varlığını unuttum, denize atladım ve önceki gözlüğümü kaybettim <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Biraz Hoya reklamı oldu gibi ama henüz Zeiss&#8217;ı deneyemediğim için sadece internetteki verilere ve tecrübeme dayanarak önerilerimi paylaştım. Sizin farklı bir görüşünüz varsa, onları da duyalım, zira bu netlikte bir gözlüğü kaybetmeme (yani denize girmeme) topu topu bir yıl var <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Not: Doğrudan kaynağından almak isterseniz diye belirteyim. Bu yazıyı yazdığım sırada Hoya&#8217;nın Türkiye distribütörü <a href="http://www.merveoptik.com/">Merve Optik</a> idi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/09/gozluk-cami-alirken-nelere-dikkat-etmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet&#8217;ten nasıl alışveriş yapılır</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/08/internetten-nasil-alisveris-yapilir/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/08/internetten-nasil-alisveris-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 21:15:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat arama motoru]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=599</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle belirteyim. Burada yazanları uygularsanız ve başınıza bir şey gelirse, herhangi bir sorunla karşılaşırsanız vb. bunlardan dolayı sorumluluk kabul etmediğimi belirteyim. Yazının devamını bu şartları kabul ediyorsanız okuyun lütfen. Kabul etmiyorsanız diğer yazılarımı okuyun. Sorumsuz(!) ve eğlenceli başka bir sürü yazım var. Aslında yazının başlığı, yazacaklarımın yalnızca bir kısmına denk geliyor. Şöyle ki; diyelim ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle belirteyim. Burada yazanları uygularsanız ve başınıza bir şey gelirse, herhangi bir sorunla karşılaşırsanız vb. bunlardan dolayı sorumluluk kabul etmediğimi belirteyim. Yazının devamını bu şartları kabul ediyorsanız okuyun lütfen. Kabul etmiyorsanız diğer yazılarımı okuyun. Sorumsuz(!) ve eğlenceli başka bir sürü yazım var.</p>
<p>Aslında yazının başlığı, yazacaklarımın yalnızca bir kısmına denk geliyor. Şöyle ki; diyelim ki bir ürün almaya karar verdik ve bu ürünü en uygun koşulla almak istiyoruz. Tek yapmamız gereken ürünün üretim fiyatına ulaşmak. E bunu yapamayacağımıza göre sonraki en iyi şeyi yapacağız: ürün piyasada en ucuz ne kadara satılıyor, onu bulacağız. Doğrusu ben pazarlık yapamayan biriyim. O yüzden bu tekniğin çok faydasını gördüm diyebilirim şimdiye kadar. Gelelim yönteme.<span id="more-599"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Güzide birkaç web sitesi, internette sürekli dolaşarak ürün satılan siteleri geziyor ve ürünlerin ne kadara satıldığını buluyor. Özellikle teknolojik bir ürün alacaksanız, bu yöntemi denemeden asla almamalısınız. Örnek üzerinden gidecek olursak, diyelim ki canımız teknolojik bir ürün çekti ve 3 boyutlu görüntü veren bir televizyon almaya karar verdik. Örnek modelimiz de Samsung 46C7000 olsun. Mediamarkt gibi bir markete girdik ve ürünü beğendik. Hemen alıyor muyuz peki? Hayır tabii ki. Önce hemen bir internet erişimi edinip sırayla aşağıdaki sitelerde arama yapıyoruz. Siteleri 4 kategoriye ayırdım zira bu siteler işleyiş bakımından birbirinden epey farklı:</p>
<p>1)<br />
<a href="http://www.ucuzu.com/CategorySearch.php?st=46C7000&amp;category=">www.ucuzu.com</a><br />
<a href="http://www.cimri.com/46c7000">www.cimri.com</a><br />
<a href="http://www.akakce.com/arama/?q=46c7000">www.akakce.com</a></p>
<p>2)<br />
<a href="http://www.teknofiyat.com/?search=46c7000&amp;altlimit=&amp;ustlimit=">www.teknofiyat.com</a></p>
<p>3)<br />
<a href="http://arama.gittigidiyor.com/?aramakategori=&amp;aramakelime=46c7000&amp;submitit.x=0&amp;submitit.y=0&amp;submitit=ARAMA&amp;search_type=detail">www.gittigidiyor.com</a><br />
<a href="http://www.sahibinden.com/search.php?b[search_text]=46c7000">www.sahibinden.com</a></p>
<p>4)<br />
<a href="http://www.google.com.tr/search?q=46c7000+">www.google.com</a></p>
<ul>
<li>İlk grup her türlü ürün grubunda arama yaparak, iğneden ipliğe, sonuçları sıralıyor. Farklı farklı 3 site verme sebebim, sitelerin algoritmalarının farklı olması. Birinin bulduğu siteyi biri bilmiyor olabiliyor.</li>
<li>İkinci gruptaki (şimdilik) tek site, sadece teknolojik ürünlerde arama yapmak üzere kurulmuş. Bu sayede diğer fiyat arama motorlarının bulamadığı adresleri de (orta büyüklükte bilgisayarcılar gibi) bulabiliyor.</li>
<li>Üçüncü grup ise ikinci el satıcılarının ürün sattığı web siteleri grubu. Buraya niye bakıyoruz dediğinizi duyar gibiyim. İki sebepten dolayı. Aynı ürünün ikinci elini çok daha uygun bir fiyata bulabiliyoruz kimi zaman. Kimi zaman da ürünün sıfırını satan bir spot mağazasına denk gelebiliyoruz.</li>
<li>Bu üç site grubundan hiçbirinde fiyat bulamadıysanız, geriye &#8220;neredeyse her şeyi bilen&#8221; arama motorumuz Google&#8217;a bakmak kalıyor. Burada fiyat bulmak biraz samanlıkta iğne aramak gibi. Ama örnek linkten göreceğiniz gibi &#8220;kdv dahil&#8221; veya &#8220;sepete ekle&#8221; anahtar kelimeleriyle birlikte aratırsanız fiyatlara daha kolay ulaşabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Eğer fiyatları çok beğendiyseniz ve internetten alışveriş yapacaksanız dikkat etmeniz gerekenler şunlar:</p>
<ul>
<li> İnternet üzerindeki sitelere güven olmayabilir. <a href="http://www.eksisozluk.com/">Ekşisözlük</a> ve <a href="http://www.sikayetvar.com/">ŞikayetVar</a> gibi sitelerde ürünü beğendiğiniz fiyattan satan web sitesi hakkında bilgi edinin.</li>
<li>Ürünlerin orijinal distribütör garantisi olması kimileri için önemlidir. Şirkete internet dışı yollardan ulaşıp, alacağınız ürünün orijinal distribütör ürünü mü gri market ürünü mü olduğunu öğrenmeye çalışın. Hatta distribütörü arayıp bunu teyit edebilirsiniz. Ama misal, İstanbul Bilişim, ürünlerini kendi ithal edip satmakla birlikte garantisini de kendi sağlamaktadır. (Ben kendilerinden alışveriş yapmadım ama fiyatları bayağı iyi normal olarak) Yani gri market almak da bir opsiyon. Sadece daha riskli <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li><a href="http://www.sahibinden.com/">Sahibinden</a>&#8216;den alışveriş yapacaksanız GET (güvenli elektronik ticaret) şeklinde satılmayan ilanlara itibar etmeyin. Paranızı kapacak pek cambaz pek yaman vatandaşlarımız olabiliyor o sitede. Ürünü elden teslim alacaksanız GET o kadar da elzem değil.</li>
<li>Nakit ödeme yapmayacaksanız, hiçbir siteye orijinal kredi kartınızın numarasını vermeyin. Onun yerine (muhtemelen yine Türk icadı olan) sanal kart numaranızı verin. Hatta daha da iyisi, mümkünse PayPal hesabı alın ve onun üzerinden ödeme yapın. Tabii PayPal&#8217;a da sanal kartınızı tanıtacaksınız. Bana bir şey olmaz demeyin, bu piyangoda büyük ikramiye(!) vurma şansı çok yüksek. Alışveriş sonrasında da sanal kartın limitini hemen sıfırlayın.</li>
<li>Ürüne ödeme yapmadan önce ürünün stokta olduğundan emin olun. Bazı web siteleri &#8220;ürün stokta yok&#8221; yazar, stokta tonla çıkar. Bazısında var yazar, yoktur. Örneğin İstanbul Bilişim ve Gold Bilgisayar, web sitelerinde stoklarında olmayan bir sürü ürünü sergiler. Altlarına da &#8220;stok sorunuz yazar&#8221;. Müşteri çekmek için akıllıca bir yöntem <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
<p>Eğer internetten alışveriş yapmaya çekiniyorsanız, ya da fiyat bulduğunuz siteye güvenmiyorsanız izlemeniz gereken yol ise şu:</p>
<ul>
<li>Sitenin iletişim bilgilerinden, site işletmecisine ulaşın. Yakınlarda bir yerde satış yaptıkları dükkan varsa oraya gidin, yerinden görerek alın.</li>
<li>Bu da olmuyorsa, ürünü satan herhangi bir bayiye gidip &#8220;Ben bu ürün için şu fiyatı buldum. Buna ver alayım deyin&#8221;. Yüzde 90 ihtimalle o fiyata alamazsınız, zira dükkanın giderleri online dükkanın giderlerinden farklıdır. Kar marjı düşer. Ama yüzde yüz indirim alırsınız. Dükkan sahipleri size, &#8220;O fiyata getirin ben alayım&#8221; gibi tekliflerle gelecektir ama tabii ki biz (henüz?) satıcı değil alıcıyız <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Çok zorlarsa güle güle der sonraki dükkana geçersiniz.</li>
</ul>
<p>Özetle, İnternet&#8217;ten alışveriş yapacaksanız, bu şekilde en ucuza en kaliteli hizmeti almanız mümkün. Siz de deneyimlerinizi, ve bildiğiniz siteleri, bu siteler hakkındaki yorumlarınızı paylaşırsanız herkes faydalanacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/08/internetten-nasil-alisveris-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Banyo küveti boyanır mı?</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/08/banyo-kuveti-boyanir-mi/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/08/banyo-kuveti-boyanir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 19:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[banyo]]></category>
		<category><![CDATA[boyama]]></category>
		<category><![CDATA[küvet]]></category>
		<category><![CDATA[tamir]]></category>
		<category><![CDATA[yenileme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=595</guid>
		<description><![CDATA[Hem de mis gibi. Nasıl mı? Anlatayım&#8230; Yakın zamanda yeni bir eve taşındım. Biraz eski bir daire olduğundan, küveti pek iyi durumda değildi. Etrafta kabaca bir araştırma yaptım ve küvetin sökülüp yenisinin takılmasının oldukça meşakkatli ve pahalı bir işlem olduğunu fark ettim. Duşakabin sökülecek, küvet sökülecek, yeni küvet tam oturmazsa seramikler yeniden yapılacak vb.. Gerçekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem de mis gibi. Nasıl mı? Anlatayım&#8230; Yakın zamanda yeni bir eve taşındım. Biraz eski bir daire olduğundan, küveti pek iyi durumda değildi. Etrafta kabaca bir araştırma yaptım ve küvetin sökülüp yenisinin takılmasının oldukça meşakkatli ve pahalı bir işlem olduğunu fark ettim. Duşakabin sökülecek, küvet sökülecek, yeni küvet tam oturmazsa seramikler yeniden yapılacak vb.. Gerçekten de zor iş. Sonra dedim ki Google, sen bilirsin bu işin çaresini, sarıldım emektar arama motoruna. Nitekim bildi de çaresini.<span id="more-595"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Küvetleri sökmeden boyamanın bir yolunu bulmuşlar. Normalde küvetler anladığım kadarıyla araba boyar gibi, püskürterek uygulanan bir boyayla boyandığı için sökülmeden boyaması yapılamıyormuş. Ama yeni bir teknoloji ürünü olan bir boya yardımıyla bunun üstesinden gelmişler. <a href="http://www.kuvet-tamiri.com/">www.kuvet-tamiri.com</a> adresinden iletişim bilgilerine ulaşabileceğiniz Kenan usta, 2 saat içinde küvetin eski boyasını siliyor, yenisini uyguluyor ve pırıl pırıl bırakıp gidiyor. Hediyesi ise, banyo küveti için 200TL, duş küveti için 150TL. Belki daha ucuza yapanı da vardır ama beni epey masraftan kurtardığı için doğrusu pek arkasını aramadım. Özellikle Antalya bölgesinde çokça bu işi yapan varmış zira oteller her sene yenilemede bu yöntemi kullanıyormuş. Oralarda lazım olursa daha ucuza yaptırmanız mümkün yani. Bu arada kimi yatların dışını boyamada da bu boya kullanılıyormuş. Yani anladığım suya oldukça dayanıklı. Bunu da zaman gösterecek tabii ki.</p>
<p>Sonuçta, parlak beyaz, oldukça kaygan (kir de tutmaz sanıyorum), yalnız yer yer pütürlü (fırçayla uygulama yapıldığı için o da normaldir) bir küvetim oldu. İlk fırsatta fotoğrafını çekip koyacağım. Bu arada web sitesinden örnek fotoğraflarına bakabilirsiniz.</p>
<p>Ek: İşte beklenen fotoğraf <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="attachment_597" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://www.kirpininyeri.com/wp-content/uploads/2010/08/kuvet.jpg"><img class="size-medium wp-image-597" title="Boyanmış banyo küveti" src="http://www.kirpininyeri.com/wp-content/uploads/2010/08/kuvet-300x225.jpg" alt="Boyanmış banyo küveti" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Sökülmeden boyanmış banyo küveti</p></div>
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/08/banyo-kuveti-boyanir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cep telefonunda olmazsa olmaz özellikler</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/06/cep-telefonunda-olmazsa-olmaz-ozellikler/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/06/cep-telefonunda-olmazsa-olmaz-ozellikler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 20:57:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Android]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Haberleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[3g]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[evo 4g]]></category>
		<category><![CDATA[gsm]]></category>
		<category><![CDATA[hsdpa]]></category>
		<category><![CDATA[hspa]]></category>
		<category><![CDATA[htc]]></category>
		<category><![CDATA[motorola]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Epeyce uzun bir süredir cep telefonlarına ilgim arttı, çeşitlerini araştırıyorum. Bu yüzden tanıdıklarım sık sık bana ne tür telefon almaları gerektiğini soruyor. Çoğunun ortak özelliği, bir telefonda ne gibi özellikler aradıklarını bilmemeleri. (Bütçe hariç tabii ki, herkes en ucuzunu istiyor ) İnsanların ne istediğini bilmemesi normal zira teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Cep telefonu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Epeyce uzun bir süredir cep telefonlarına ilgim arttı, çeşitlerini araştırıyorum. Bu yüzden tanıdıklarım sık sık bana ne tür telefon almaları gerektiğini soruyor. Çoğunun ortak özelliği, bir telefonda ne gibi özellikler aradıklarını bilmemeleri. (Bütçe hariç tabii ki, herkes en ucuzunu istiyor <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) İnsanların ne istediğini bilmemesi normal zira teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Cep telefonu, daha doğrusu elle tutulan cihazlar (handheld) geleceğin PC&#8217;si olarak görüldüğü için piyasayı tekeline almak isteyen onlarca firma var gücüyle geliştirme yapıyor. Bu hıza ayak uydurmak zor tabii ki ama ben yine de alacağım telefonda ne gibi özellikler olması gerektiğini yazayım dedim. Bunlar değiştikçe güncellemeye çalışırım. İşte bir telefonu mükemmel kılacak, olmazsa olmayacak özellikler:<span id="more-583"></span></p>
<p><strong>Polimer Lityum İyon pil</strong><br />
Bunlar tekrar tekrar ve tam boşialmadan şarj edildiği halde uzun ömürlü olduğu için tercih edilmeli.</p>
<p><strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Corning_Incorporated">Goril Cam</a>&#8216;dan yapılma ekran malzemesi</strong><br />
Goril cam denilen teknoloji ürünü, akıllara durgunluk verecek sağlamlıkta saydam bir materyal. Adına cam diyorlar ama cam olmaması yüksek olasılık. Bakın nelere dayanıklı bu arkadaş:</p>
<p><object width="300" height="168"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8602963&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8602963&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"></embed></object>
<p><a href="http://vimeo.com/8602963">Gizmodo&#8217;nun Goril Cam Demosu</a></p>
<p><strong>Super Amoled dokunmatik ekran</strong><br />
<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Super_AMOLED">Süper Amoled</a> Samsung&#8217;un geliştirdiği AMOLED&#8217;den daha da yeni ve daha da iyi bir teknoloji. Bu mevcut teknolojidenin izin verdiği en hassas dokunmatik özelliğine, hem de en yüksek kontrast oranına sahip ekranın farkını görmek isterseniz <a href="http://www.mobile-review.com/review/samsung-wave-s8500-en.shtml#3">buraya buyrun</a>. AMOLED&#8217;den en büyük farkı da, parlak gün ışığı altında da rahatlıkla görülebilmesi imiş. Daha görmedik. Bu arada kapasitif veya resistif/kapasitif hibrid dokunmatik teknolojisi şart. Multitouch&#8217;ı resistif ekranda zaten yapanını henüz görmedim. Kapasitif&#8217;in tek kötü yanı, eldiven gibi teknolojilerle kullanılamaması.</p>
<p><strong>3.7inch ekran boyu</strong><br />
Bu boy, iPhone&#8217;un hayatımıza soktuğu boy. Ele rahat oturan, cepte de taşınabilen ve İnternette rahat gezinmeye yarayan bir boy. Daha büyükleri çok var ve geliyor (Motorola Droid X gibi) ama onun yerine tablet alırım daha iyi.</p>
<p><strong>3.5mm kulaklık girişi ve MicroUSB</strong><br />
MicroUSB, Avrupa&#8217;nın artık zorunlu koştuğu şarj adaptörü girişi standardı. Zaten de gayet yeterli bir giriş. iPhone gibi çaldığım düdük firmalar dışında MicroUSB kullanmayan kalmadı gibi. Bilgisayar olan her ortamda takabilmek için mutlaka MicroUSB olmalı. 3.5mm kulaklık girişi de normal kulaklık boyu. Kısacası, müzik dinlemek için de, şarj etmek için de, veri aktarmak için de standart kabloları kullanmalı telefon. İki telefonum varsa iki kulaklık taşımam mı gerek? Ya da müthiş ses kalitesi veren kulaklığımı uyduruk telefon kulaklığıyla mı değiştirmeli yim? Tabii ki hayır.</p>
<p><strong>Kablosuz erişim noktası olabilen 802.11g/n </strong><br />
USB modem taşınmasına, hele ki cep telefonları almış başını gitmişken karşıyım. 802.11g/n chipsetleri ise bu kadar ucuzlamışken, mutlaka WiFi erişimi olan, hem de kendisini kablosuz erişim noktası olarak kullandırarak 3G hızıyla laptop&#8217;umu veya netbook&#8217;umu internete bağlamama olanak sağlayan bir telefonum olmalı.</p>
<p><strong>FM Radio ve Bluetooth</strong><br />
Türkiye&#8217;de yaşıyoruz ve data ucuz değil. Müzik için tek tercihimin İnternet radyosu veya İnternetten indirilen müzikler (OVI gibi) olması benim için yeterli değil. Hem de yerel radyoları dinlemek çok büyük bir keyif. Bluetooth da zaten gerek kolay dosya transferi gerek de kulaklıkla kullanım için ideal bir haberleşme protokolü. Hatta kimi telefonlara bilgisayar klavyesi bağlayabiliyorsunuz bluetooth üzerinden. Şaşırtıcı değil mi <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Destekli GPS (Assisted veya <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Assisted_GPS">A-GPS</a></strong><br />
Destekli GPS, GSM ağı üzerinden bir sunucudan da destek alarak hızlı bir şekilde dünya üzerindeki konumunuzu tespit etmeye yarayan sistemin adı. Özellikle bu çok önemli bir özellik zira artık neredeyse her web uygulaması bulunduğunuz yeri öğrenerek servis sağlıyor. Eh, yerinizin bilinmesini istersiniz istemezsiniz o ayrı bir konu.<div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p><strong>HDMI out veya Wireless DLNA</strong><br />
İşte biraz lüks kısımlara geldik. Bu özellilker sayesinde akıllı telefonunuzda oynattığınız her şeyi TV&#8217;nizde görüntülemeniz mümkün. Nokia gibi telefonlar özel kablolar aracılığıyla TV&#8217;ye çıkış verebiliyor ama gereksiz. HDMI da DLNA da standart protokoller ve yine son kullanıcıyı firma bağımlılığından kurtarıyor.</p>
<p><strong>Fotoğraf çekme ve Video kayıt</strong><br />
En az 3.2megapiksel çözünürlükte fotoğraf kaydedebilmeli ve 25/30 FPS hızında 720p video kaydedebilmeli. Mutlaka ve mutlaka düzgün işleyen bir flash&#8217;ı olmalı. Karanlıkta fotoğraf çekmeyeceksem, kamerayı hiç koymayabilrler. (Örneğin Samsung i9000 alabilecekken flash&#8217;ı olmadığı için doğrudan eledim) Bu özellikler eklenince fiyatlar biraz artıyor yine ama şu ana kadar saydığım özelliklerin çoğuna sahip telefonlar (Motorola Droid X gibi) yakında çıkıp muhtemelen de 2000TL&#8217;nin altında satılacaklar. </p>
<p><strong>3G ve Görüntülü konuşma</strong><br />
Son nesil 3G (evet bunlar da nesil nesil) hızı olmalı ki veriye erişimde sorun yaşanmasın. Örneğin Avea hattımı kullanarak 6.1Mbps indirme hızını gördüm. 1.1Mbps ise upload hızım oldu. Bundan daha azına razı olabileceğimi sanmıyorum artık. Görüntülü konuşma ise neredeyse eksikliğini hiç hissetmediğim bir şey ama büyük yatırım yaptığım telefonda olmayınca buruk bir tat bırakıyor. Tercihen 1.3 megapiksel veya daha kaliteli olmalı.</p>
<p><strong>Adobe Flash ve AJAX ve HTML5 destekli tarayıcı</strong><br />
Çok sevmiyorum Flash&#8217;ın kendisini ama web üzerinde o kadar yaygın ki, hele de Türkiye siteleri o kadar çok kullanıyor ki bu teknolojiyi, İnternet tarayıcısında Flash desteği olmayan bir telefon gerçekten eksik kalıyor. Bir sürü Türk sitede düz HTML versiyonu hiç yok. Kendisine her geçen gün ayrıca hayran kaldığım Nexus One&#8217;ıma yakın zamanda Flash desteği eklendi ve gerçekten de mutlu olduğumu itiraf etmeliyim. Artık yarı yolda kalan İnternet deneyimi olmayacak!.. AJAX ve HTML5 ise yine web sayfası yazarken kullanılan en yaygın teknoloji ve dilin adı. Bunları anlamanız gerekmez de telefonunuzda olması mutlaka gerekir. iPhone 3GS&#8217;de Flash desteği hiç yok ve AJAX tartışılır derecede iyi.</p>
<p><strong>Microsoft Exchange desteği</strong><br />
Özellilkle iş telefonu olarak kullanacaksanız bu olmazsa olmaz bir özellik. Blackberry zaten ömrünü tamamladı bence. Tek özelliği Exchange sunucusuna bağlanmak olan çirkinlik abidesi bir telefonu kim ne yapsın.</p>
<p><strong>Kaliteli kelime tamamlama</strong><br />
Metin girişi yaparken olmazsa olmazlardan biri de kelime tamamlama özelliği. Dokunmatik ekran telefonların en büyük zorluğu mesaj yazarken ortaya çıkıyor. Kelimeleri güzel tamamlayan HTC gibi markaların telefonları insanı jet hızıyla mesaj yazmanıza olanak sağlıyor.</p>
<p><strong>Halk desteği</strong><br />
Arkasında halkın desteği olan telefona kimse dur diyemez. Politik bir söylem gibi oldu ama değil. Android gibi açık kaynak kodlu işletim sistemlerini kullanan telefonlarda halk, telefonda bulamadığı özelliği kendisi geliştiriyor. Böylece firmadan bağımsız, firmanın ürettiğinden çok daha yetkin bir telefonunuz oluyor. Hem de sadece yazılımını değiştirerek. Google&#8217;ın girişimi olan Android ve Samsung&#8217;un girişimi olan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bada_%28operating_system%29">Bada</a> sanıyorum bu alanda yıldızı en parlak olan veya parlayacak olan işletim sistemleri..</p>
<p>Evet, aklıma gelen özellikler şimdilik bu kadar. Bu özelliklere en yakın telefonlardan biri HTC EVO 4G idi ama o da CDMA tipi, yani Türkiye&#8217;de kullanılmayan bir ağ tipinde çıktı ve Avrupa için çıkartılmayacağı söyleniyor. Yani işimize yaramıyor. Buna karşılık hakkında yakında çıkacağı dedikoduları dolaşan ve açıkça HTC EVO 4G&#8217;ye rakip gibi görünen <a href="http://www.engadget.com/2010/06/15/exclusive-motorola-droid-x-preview/">Motorola Droid X</a>, saydığım özelliklerin neredeyse hepsine sahip görünüyor. Bu konuların piri sayılan <a href="http://twitter.com/eldarmurtazin">eldarmurtazin</a>&#8216;in dediğine göre, <a href="http://galaxys.samsungmobile.com/">Samsung Galaxy S</a> (yani i9000) Haziran sonunda 110 ülkede birden satışa çıkacakmış. Samsung&#8217;un Türkiye sevdasını da göz önüne alırsak, herhalde bizde de çıkacaktır ama Samsung bu telefonunda fotoğraf makinesine flash koymayarak kendisini kaybedenler listesine yerleştirdi. Onun yerine, arkadaşlarınıza hava atmak adına <a href="http://www.engadget.com/2010/02/15/samsung-beam-halo-hands-on/">Samsung Beam</a> (i8520) isimli projeksiyon cihazı içeren versiyonu alabilirsiniz. iPhone HD (nam-ı diğer iPhone 4) de dahil olmak üzere iPhone&#8217;lar ise Adobe Flash desteği olmamasından dolayı kaybediyor.</p>
<p>Eğer sabredemiyorsanız ve hemen bir telefon alacaksanız, <a href="http://www.htc.com/www/product/desire/overview.html">HTC Desire</a> veya teknik bilginize oldukça güveniyorsanız ve ben bunun yazılımıyla oynarım diyorsanız <a href="http://www.google.com/phone">Google Nexus One</a> edinerek bu saydığım özelliklerin pek çoğuna hemen sahip olabilirsiniz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/06/cep-telefonunda-olmazsa-olmaz-ozellikler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google yasaklandı mı?</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/06/google-yasaklandi-mi/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/06/google-yasaklandi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 17:39:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Android]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Haberleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[1e1000.net]]></category>
		<category><![CDATA[akamai]]></category>
		<category><![CDATA[btk]]></category>
		<category><![CDATA[google yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[tib]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştırma bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[youtube yasağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Koç.net&#8217;ten gelen bir mesajla irkildim: &#8220;Google&#8217;a ait çeşitli IP adreslerine erişim engelleneceği için kimi sitelerde yavaşlık, Google servislerine erişememe problemi yaşayabilirsiniz.&#8221; Bu kadar olmaz dedik ama oluyormuş. Olay infiale yol açınca olayla ilgili olarak Sn. Binali Yıldırım&#8217;ın vergi&#8217;li mergi&#8217;li, &#8220;Türkiye&#8217;yi Google mı yönetecek?&#8221; konulu konuşmalarını dinledik. Üstüne bir de Sn. Recep Tayyip Erdoğan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Koç.net&#8217;ten gelen bir mesajla irkildim:</p>
<p>&#8220;<em>Google&#8217;a ait çeşitli IP adreslerine erişim engelleneceği için kimi sitelerde yavaşlık, Google servislerine erişememe problemi yaşayabilirsiniz.</em>&#8221;</p>
<p>Bu kadar olmaz dedik ama oluyormuş. Olay infiale yol açınca olayla ilgili olarak Sn. Binali Yıldırım&#8217;ın vergi&#8217;li mergi&#8217;li, &#8220;<em>Türkiye&#8217;yi Google mı yönetecek?</em>&#8221; konulu konuşmalarını dinledik. Üstüne bir de Sn. Recep Tayyip Erdoğan çıkıp &#8220;<em>İnternetteki yorumlar insanı katil eder</em>&#8221; temalı oldukça çağdaş ve hoşgörü sahibi bildirisi eklenince &#8220;<em>Artık siyasi sığınma hakkı istenecek ülkeleri araştırmanın zamanı geldi herhalde</em>&#8221; diye düşündüm. Bir süre sonra sakinleştim biraz ama işte bilgisayardan, internetten anladığını düşündüğüm arkadaşlarım da &#8220;<em>Gelsin vergisini versin</em>&#8221; deyince beynimden vurulmuşa döndüm. Niye mi? Anlatayım da anlayın niye&#8230;<span id="more-576"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Önce <strong>IP adresi</strong> ne demek ona bakalım. Kolay anlaşılacak şekilde özetlersek, İnternete bağlı bir cihazın yerini belirtmek için kullandığı adrese <em>IP adresi</em> diyoruz. Fakat biz web sitelerine <em>IP adresi</em>yle değil de <strong>Domain Name</strong> adresi girerek ulaşıyoruz. <em>IP adresleri</em> kısıtlı sayıda olduğundan ve ezberlenmesi zor olduğundan, <em>Domain Name</em> denilen adres türleri icat edilmiş ve web sitelerine erişmek için bu adresleri kullanıyoruz. </p>
<p>Örneğin <strong>8.8.8.8</strong> bir <em>IP adresi</em> iken, <strong>www.google.com</strong> bir <em>Domain Name</em>. Ama biz tarayıcımızın adres kısmına www.google.com yazdığımızda, arka planda bilgisayarımız, &#8220;<em>Kardeş bu www.google.com&#8217;un adresi ne ola ki?</em>&#8221; diye bir yerlere (DNS) soruyor ve karşılığında gelen cevaptaki <em>IP adresi</em>ne bağlanıyor. Bu kadar DNS bilgisi yeterli şimdilik.</p>
<p>Gelelim esas konumuza. Bundan az süre önce, &#8220;İnternette çocuk pornosu yayınlanıyor, böyle şey olmaz&#8221; diyerekten halkı galeyana getirerek bir yasa çıkarıldı. Yasanın amacı İnternette çocuk pornosuna erişilmesini engellemekti. Ancak çıkan yasa, &#8220;ne komiktir&#8221; ki çocuk pornosundan bahsetmiyor da &#8220;Müstehcen içerik bulunan siteler kapatılır diyor.&#8221; Neyse, konudan uzaklaşmayalım. 5651&#8242;i tartışmaya kalkarsak işimiz çok uzar. Belki bir ara detayları yazarım. Siz <a href="http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5651.html">buradan</a> yasayı okuyun da halimize ağlayadurun.</p>
<p>Bu yasaya dayanarak İnternette yayın yapan sitelere Türkiye&#8217;den erişim kapatılabiliyor. Bunu yaparken ISP&#8217;ler en kolay yolu seçip <em>DNS zehirlemesi</em> yapıyor. Yani örneğin <strong>www.youtube.com</strong> sitesinin adresi aslında <strong>74.125.39.91</strong> iken Türkiye&#8217;deki DNS&#8217;ler bunu TİB&#8217;in uyarı sitesi olan <strong>88.255.41.21</strong> olarak yayınlıyor. Bizim bilgisayarlarımız da youtube&#8217;a girmek yerine, yanlış bilgisayara gittiği için mavi ekran görüyor. Bu yöntemin en büyük zayıflığı, azıcık bilgisayar bilen birinin Türkiye&#8217;deki DNS&#8217;leri değil de <strong>8.8.8.8</strong> gibi yurtdışı DNS&#8217;lerini kullanması ve bu DNS zehirlenmesinden korunması, yani istediği siteye rahatlıkla girebilmesiydi.</p>
<p>TİB, bu yasaklama yönteminin fazla rahat delindiğini farkedip sık kullanıldığı için olsa gerek Youtube&#8217;a özel olarak, bir de Youtube sunucularının yer aldığı <em>IP adresleri</em>ne erişimi de engellemeye başladı. Yani Youtube bilgisayarına giden yola tıkadı. İşte sorunlar da bundan sonra başladı. Neden mi?</p>
<p><em>IP adresleri</em> yapısı gereği kısıtlı sayıdadır fakat <em>Domain Name</em> sayısı sonsuza yakındır. Bu da demektir ki binlerce web sitesi, bir <em>IP adresini</em> paylaşmak zorundadır. Yani bir sunucu bilgisayar üzerinde bir <em>IP adresi</em> ve binlerce web sitesi olabilir. Siz gider de <em>IP adresi</em>ne erişimi yasaklarsanız, bu bilgisayardaki &#8220;suçsuz&#8221; diğer sitelere erişimi de yasaklamış olursunuz. (Müstehcenlik suç mudur konusu da var ama hadi onu da geçelim) </p>
<p>Buradaki hukuksuzluğu umarım anlatabilmişimdir. Yapılan, yan komşum suç işleyince, sırf aynı kapı numarasını paylaşıyoruz diye beni ve tüm apartmanı hapse göndermeye benziyor.</p>
<p>Google devasa bir firma. Bu sebeple, içeriğini İnternette yayınlamak için CDN denilen <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Content_delivery_network">Content Delivery Network</a>&#8216;leri yani İçerik Dağıtım Ağları ile çalışıyor. Yani daha da bir Türkçe&#8217;ye çevirmek gerekirse Google, tüm içeriğini dağıtabilecek kapasitede bilgisayar çiftliği olan firmalarla anlaşıyor ve tüm içeriğini bunların üzerinden dağıtıyor. Meraklısı için bu firmanın da adı <a href="http://www.akamai.com/">Akamai</a>. Konumuzla ilgili kısmı ise şu: Google <em>IP adresleri</em>nin neredeyse hepsi bu sunucu çiftliklerine ait ve muhtemelen tüm servisler bu çiftlikten yani bu <em>IP adresleri</em> üzerinden sunuluyor.</p>
<p>Yakın zamanda Google bir değişiklik yapıp servislerini akamai değil de <strong>1e1000</strong> diye bir firma (Google&#8217;ın kendisinin de çiftliği olabilir) üzerinden dağıtmaya başlıyor. Bu da Youtube servislerinin <em>IP adresleri</em>nin değişmesine yol açıyor. Böylece Google&#8217;ın normalde Türkiye&#8217;den erişilebilen servislerinin (Google Analytics gibi) <em>IP adresleri</em> ile erişilemeyen servislerinin <em>IP adresleri</em> (Youtube gibi) karışıyor. İşte kıyamet burada kopuyor. </p>
<p>Yani iddia edildiği gibi Google&#8217;daki &#8220;hinoğlu hin dış mihraklar&#8221; oturup da ben bu Türkiye&#8217;ye öyle bir oyun oynayayım ki felekleri şaşsın demiyor. Tamamen teknik veya ekonomik sebeplerden değişen <em>IP adresleri</em> Türkiye&#8217;deki sansürü gözler önüne seriyor. </p>
<p>Bu kadar yaygara kopmasının esas sebebi ise, <a href="http://www.google.com/analytics/">Google Analytics</a> denilen servisin İnternette neredeyse tüm web sitelerinde yer alması ve bu servisin yer aldığı tüm sayfalara erişimin yavaşlaması. Bu da pratikte neredeyse tüm web sayfalarına erişimin yavaşlaması demek. </p>
<p>Dahası, en büyük ortağı ve kurucusu Google olan ve geleceğin tablet bilgisayarlarında ve telefonlarında kullanılan açık kodlu <a href="http://www.android.com">Android</a> işletim sistemi de neredeyse işlevsiz hale geldi zira bu işletim sisteminin bir sürü özelliği Google servislerini kullanıyordu. Örneğin, Turkcell&#8217;in abonelerine sattığı Samsung Galaxy marka cep telefonu Android işletim sistemini kullanıyor ve bu IP yasaklarıyla birlikte işte bu telefonun sahipleri de mağdur oldu.</p>
<p>Vergi meselesine gelince&#8230; Aklı başında herkes kendisine şu soruları sormalı. Yanlarına kendi yanıtlarımı yazıyorum:</p>
<p><em>- İnternetteki tüm web sitelerinin Türkiye ofisi olmak zorunda mı? (Yanıta gerek var mı?)<br />
- Google&#8217;ın Türkiye ofisi yok mu? (Var)<br />
- Google&#8217;a daha yakın zamanda şaşırtıcı meblağlarda vergi cezası kesilmedi mi? (<a href="http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2009/11/03/google_71_milyon_tl_ceza">Kesildi</a>)<br />
- Google bu cezaları ödemedi mi? (Şirket işler durumda olduğuna göre muhtemelen ödedi)<br />
- Vergi Cezası ödemeyenlerin web siteleri mi kapatılır? Bu hangi kanunda yazıyor? (Yok böyle bir şey)<br />
- Peki vergisini öderse, örneğin porno sitelere erişim açılacak mı? (ha ha ha)<br />
</em></p>
<p>Bu konuda içim o kadar dolu ki sayfalarca yazsam bitmez. İnternet&#8217;te de bir Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Hrant Dink vb çıkmadıkça muhtemelen bu İnternet sansürü de bir zamanki (ve şu anda diriltilmeye çalışılan) basın sansürü gibi sürüp gidecek. Son olarak şunu yazıp bitirmek istiyorum:</p>
<p>Google Türkiye&#8217;yi yönetecek vizyonda kişiler tarafından yönetiliyor. Ama Türkiye&#8217;yi yöneten kişiler için ise Google&#8217;ı yönetecek vizyonda olduklarını maalesef söyleyemeyeceğim&#8230;</p>
<p>Peki ya siz? <strong>Sansüre alışacak mısınız?..</strong> </p>
<p><em>Alışmayı düşünmeyenler için kimi kaynaklar</em>:<br />
Sansüre Sansür, <a href="http://www.sansuresansur.org/yay-hareketi/">Yay Hareketi</a><br />
En aktif sansür karşıtlarından <a href="http://blog.akgul.web.tr/">Mustafa Akgül&#8217;ün web sitesi</a><br />
<a href="http://bthukuku.bilgi.edu.tr/">Bilgi Üniversitesi Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/06/google-yasaklandi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl istifa edilir?</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/nasil-istifa-edilir/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/nasil-istifa-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 May 2010 11:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[istifa]]></category>
		<category><![CDATA[iş arama]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[iş kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[müstafi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[İstifa etmek herhalde iş hayatının en zorlu yanlarından biridir. Bunu yapmanın bir tek yolu olmadığını tahmin ediyorum. İnterneti kurcalarsanız bir çok istifa etme yöntemi bulabilirsiniz. Baştan sona bir istifa nasıl olmalı anlatmak uzun sürer şimdi ama önceki istifalarımda (evet en az iki kez istifa ettim ) dikkat ettiğim ve hayat kurtarıcı olabileceğini düşündüğüm bir iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstifa etmek herhalde iş hayatının en zorlu yanlarından biridir. Bunu yapmanın bir tek yolu olmadığını tahmin ediyorum. İnterneti kurcalarsanız bir çok istifa etme yöntemi bulabilirsiniz. Baştan sona bir istifa nasıl olmalı anlatmak uzun sürer şimdi ama önceki istifalarımda (evet en az iki kez istifa ettim <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) dikkat ettiğim ve hayat kurtarıcı olabileceğini düşündüğüm bir iki konuyu sizlerle paylaşayım isterim. Konuda biraz çirkin benzetmeler olacak ama gerçekler genelde estetik veya tatlı olmuyorlar. Acı ve çirkin oluyorlar..<span id="more-558"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Aklınızdan çıkarmamanız gereken en önemli şey şudur; iş ilişkisi gönül ilişkisine bir çok yönden benzer. Hele ki ayrılıyorsanız. Anlattıkça hak vereceksiniz sanıyorum.</p>
<p>Patronlar tarafından yazıldığını sandığım (ve bir kısmını da bildiğim) bir sürü &#8220;nasıl istifa edilir&#8221; yazısında, gideceğiniz yeri söylemeniz gerektiği söyleniyor. Ayrıldığınız sevgilinize &#8220;ben seni şu şu kişi için bıraktım&#8221; dediğinizi hayal edin. O kişi hakkında çirkin sözler söyleyebilir ya da o kişiye gidip sizin hakkınızda bir sürü bir şey söyleyebilir. Her ikisini de yapmasa bile sizin ona yeni sevgilinizin kim olduğunu söylemenizin pratikte bir faydası yoktur. Tabii amacınız eski sevgilinizin canını yakmak değilse. Aklınıza bir faydası gelirse ne olur yazın da bilelim <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ama gideceği yeri söyleyip de ayrıldıktan sonra işsiz kalan en az iki kişi duydum. Patronlar bu tarz konularda göz yaşartıcı dayanışma örnekleri  sergileyebiliyorlar. Özetle, kim ne derse desin, kaç kere sorulursa sorulsun, uygun bir dille patronunuzu ikna edin ve hangi şirkete gittiğinizi söylemeyin. Patronunuzun istediği an size ulaşabileceğini bilmesi ve ihtiyaç anında yardımcı olacağınızı bilmesi yeterlidir. Doğrusu da zaten budur. Örneğin 3 yıl önce ayrıldığım şirktetteki arkadaşlardan hala telefon gelebiliyor şunu nasıl yaparım diye ve seve seve de yardımcı oluyorum.</p>
<p>Bu arada gideceğiniz yerdeki müstakbel iş arkadaşlarınızdan ya da patronlarınızdan da rica edin ki referans gerekmiyorsa ayrıldığınız iş yerine ulaşıp da nereye gittiğinizi belli etmesinler. Bunu detaylandırmaya gerek yok, zaten yukarıda anlattım sebeplerini.</p>
<p>Gelelim niye ayrıldığınız konusuna. Bunu söylemeden ayrılmanın bir yolu yok sanıyorum. Zaten yine doğrusu da söylenmesi gibi duruyor. Burada da en dikkat edeceğiniz husus şirketten niye ayrılmak istediğinizi her sorulduğunda aynı cevabı verebilecek kadar kafanızda netleştirmeniz ve bu cevapları içselleştirmeniz. Zaten önemli bir sebebiniz var ki ayrılıyorsunuz. Neden ayrılmak istediğinizi bilmiyorsanız veya sebepten emin değilseniz emin olana kadar bekleyin.</p>
<p>Bir kez ayrılmaya karar verdikten sonra, amacınızın şirketten kesin ayrılmak olduğunu ve hiç bir koşulda geri dönmeyeceğinizi net bir dille anlatmanız gerekir. Tabii amacınız &#8220;giderim bak&#8221; diyerek zam, terfi vb istemek değilse. Hazır yeri gelmişken ekleyeyim, bence giderim tehdidiyle zam alabildiğiniz yerde çalışmamalısınız. Ya o zamana kadar hakkınız yenmiştir, ya da siz bu yolla zam alarak başkalarının hakkını yer hale gelirsiniz. Zaten de yerinize birini buldukları anda sizle yollarını ayırma çalışmalarına başlarlar. Özet geçersek, bir kez gidiyorum dedikten sonra çok çok özel bir durum çıkmadıkça (geçeceğiniz şirketin teklifni geri çekmesi vb) geri dönmemelisiniz. En dürüst yöntemin bu olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Avrupa Yakası Selin&#8217;in repliğini belki hatırlayanlarınız olacaktır. Sevgilisi kendinden ayrılmak için bir SMS yollayıp &#8220;Kanki kalalım.. KİB&#8221; demiş, Selin de kafayı yemişti. Yani demem o ki, e-posta yoluyla veya benzeri yöntemlerle istifanızı bildirmek hoş bir yol değil. Zorunda kalmadıkça bu yöntemi tercih etmeyin. İlk başta yöneticinizin uygun bir vaktini kollayıp özel bir görüşme yapmak istediğinizi belirtin. Rahatsız edilmeyeceğiniz, gürültüsüz bir alana gittikten sonra sakin bir şekilde gitmek istediğinizi belirtin. Zaten size bir takım standart sorular soracaktır. &#8220;Şirketten mi memnun değilsin?&#8221; gibi. Çalıştığınız süre içindeki deneyimlerinizi paylaşırken sadece olumsuz bulduğunuz konuları anlatmak hem çirkin hem de durumun rahatsızlığı iyice arttıracak bir davranış olur. Tercihen sizi iyi hissettiren yanlarını da paylaşmalısınız. &#8220;Ama&#8221; sözcüğünü kullanmamaya da bilhassa özen gösterin. Bir cümleye &#8220;ama&#8221; kelimesi giriyorsa, büyük olasılıkla o &#8220;ama&#8221;ya kadar söylenen her şey hükümsüzdür. Öyle de güçlü bir sözcüktür &#8220;ama&#8221; bağlacı.</p>
<p>İstifa mektubunuzu, patronunuzla konuştuktan hemen sonra kendisine teslim edebilirsiniz. Kurumsal firmalarda İnsan Kaynakları&#8217;na da iletilmesi gerekebilir bu mektubun. Burada da mektubu verdiğiniz tarihi belirten bir yöntem bulmanız gerekiyor. Arkadaşlarınızla durumu paylaşmak gibi. Zira istifa bildirim süresi mektubu verdiğiniz andan itibaren başlıyor. Yok şu gün verdin yok bu gün verdin istifanı gibi tuhaf sorunlar yaşamamak için bu konuya özen göstermeli. Başıma böyle bir olay gelmedi ve de geleni duymadım ama bu hiç olmayacak anlamına gelmiyor.</p>
<p>Dikkat etmeniz gereken bir konu da ayrıldığınız şirketteki iş arkadaşlarınızı gaza getirmemek. Eğer çok kötü bir şekilde iş ilişkinizi bitirmiyorsanız, iş arkadaşlarınızla konuşurken onların da ayrılmasına veya ayrılamasalar da mutsuz olmalarına sebep olacak konuşmalardan kaçınmaya çalışın. Sonuçta pek çoğumuz yaşamak için çalışmak zorundayız ve herkes işinden bizim aldığımız kadar zevk alarak çalışmıyor olabilir. Bunları da göz önünde bulundururak diyebilirim ki, kendimiz için keyifsiz durumları başkaları için de keyifsiz hale getirmek en hafif tabiriyle bencilliktir.</p>
<p>İş bulmadan ayrılmak, paranız olsa bile çok doğru bir yöntem değil. Zira çalışmadığınız süreyi iyi değerlendiremezseniz bunalıma bile girebilirsiniz. İş bulamadığınız süre uzarsa daha da kötü olabilir. Ama olur ya iş bulamadınız ve istifa ettiniz. Kendiniz istifa etseniz dahi bildirim süreniz dolana kadar her gün 2 saat iş arama izniniz var. Bunları toptan kullanıp bildirim sürenizden epey önce ayrılabilir veya her gün 2 saat kullanarak mesainizi erken bitirebilirsiniz. Tabii önceden ilgililere bildirmek suretiyle. Bir de şirketler kullanmadığınız fakat hak ettiğiniz izinlerin de parasını size vermek zorundadır. Bunu da lütfen dikkate alın. Alın terinizle çalışarak kazandığınız izinlerinizi boş yere yakmayın.</p>
<p>Son olarak da imza konusunu işleyelim. Şirketle ilişkinizi keserken bazı şirketler sizden bir imza ister. Şirketle ilişkiniz kalmadığına dair. Bu tarz bir imzayı atmadan önce gerçekten şirketle ilişkinizin kesildiğine emin olun. Örneğin kanlı bir şekilde ayrılıyorsanız ve şirketi dava etmeyi planlıyorsanız kesinlikle böyle bir imza atmayın. Keza içeride paranız varsa ve işler iyi niyet çerçevesinden çıkmışsa yine imza atmayın. Dava açmak gibi anayasal haklarınızdan böyle basit bir şekilde feragat edebiliyor musunuz kanunen onu bilmiyorum ama yine de işi şansa bırakmamakta fayda var.</p>
<p>İstifa konusu çok çetrefilli ve uzun bir konu. Daha da uzatılabilir bu yazı ama blog değil de insan kaynakları sitesi olmak yolunda adım atmış olurum daha da uzatırsam. O yüzden herkese mutlu bir iş, bol maaş diliyor ve yazımı bitiriyorum <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sıra sizde.. Varsa paylaşmak istediğiniz istifa deneyimleriniz yorumlarınızı beklerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/nasil-istifa-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PayPal&#8217;dan kazık yemeyelim</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/paypaldan-kazik-yemeyelim/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/paypaldan-kazik-yemeyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 May 2010 15:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[internetten alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[kur farkı]]></category>
		<category><![CDATA[ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[para gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[paypal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=535</guid>
		<description><![CDATA[Paypal, özellikle uluslararası alışverişlerde çok sık kullandığım bir ödeme aracı. Doğrudan kredi kartı bilgilerini vermek yerine PayPal ile ödeme yapmak hem daha rahat hem de bir çok alışveriş sitesi uluslararası kredi kartı ile ödeme kabul etmezken PayPal ile ödemeyi kabul ediyor. Yani kredi kartı ile ödemeye kıyasla hem daha güvenli bir yöntem hem daha çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.paypal.com" target="_blank">Paypal</a>, özellikle uluslararası alışverişlerde çok sık kullandığım bir ödeme aracı. Doğrudan kredi kartı bilgilerini vermek yerine PayPal ile ödeme yapmak hem daha rahat hem de bir çok alışveriş sitesi uluslararası kredi kartı ile ödeme kabul etmezken PayPal ile ödemeyi kabul ediyor. Yani kredi kartı ile ödemeye kıyasla hem daha güvenli bir yöntem hem daha çok mekandan alışveriş imkanı sağlıyor. Gelelim kazık konusuna.<span id="more-535"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Kredi kartınızın kullandığı ana para birimi, yani bizim için Türk Lirası (TRY) dışında bir dövizle alışveriş yaparsanız, PayPal sizin için bu ödemeyi TRY&#8217;ye çevirip ödemeyi tahsil ediyor. Ancak bunu da yaparken döviz kur farkından kazık yememek için, tıpkı bankaların da yaptığı gibi, bir miktar daha pahalı bir kurdan çeviri yapıyor. İşte kazık yiyebileceğiniz nokta burası.</p>
<p>Eğer kredi kartınız diğer döviz kurlarından alışverişi destekliyorsa, PayPal ayarlarından &#8220;Bankamın kurlarını kullan&#8221;<a href="#ylpypldnkzkymylm1"><sup>*</sup></a> seçeneğini seçerek her döviz birimi başına 6 kuruşa varan bir avantaj elde etmek mümkün. Örneğin benim kredi kartını kullandığım banka Yapı Kredi Bankası (YKB). YKB o günkü merkez bankası kuru belli olunca kredi kartı ekstresinde ödemenin meblağını güncelliyor. Bu sayede kur siz alışveriş yaptıktan sonra merkez bankası kapanana kadar uçuşa geçmezse, epey bir kazancınız olabiliyor. Uçuşa geçerse zaten kaybınız başka yerlerden çıkacaktır <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="attachment_552" class="wp-caption aligncenter" style="width: 531px"><a href="http://www.kirpininyeri.com/wp-content/uploads/2010/05/paypal_currency1.png"><img class="size-full wp-image-552 " title="Döviz kuru seçeneklerini görmek için" src="http://www.kirpininyeri.com/wp-content/uploads/2010/05/paypal_currency1.png" alt="Döviz kuru seçeneklerini görmek için ödeme ekranında &quot;Conversion Options&quot;a tıklayın" width="521" height="106" /></a><p class="wp-caption-text">Döviz kuru seçeneklerini görmek için ödeme ekranında &quot;Conversion Options&quot;a tıklayın</p></div>
<p style="text-align: center;">
<p>Bundan birkaç ay önce bu farkın tam ne kadar olduğunu anlamak için bir deney yapmıştım bir arkadaşımın da yardımıyla. O zamanlar merkez bankası kuru ile 1 USD = 1,4918970 TRY iken, PayPal kuru ile 1 USD = 1,5488722 TRY idi. Gördüğünüz gibi her USD başına 0,0569752 TRY (yani yaklaşık 6 kuruş) kaybınız oluyor, eğer PayPal kurunu kullanırsanız. Bu da 100 dolarlık bir alışverişte yaklaşık 6 lira yapıyor. Sıklıkla bunun gibi alışverişler yapıyorsanız bu fark gitgide daha göze batar bir hal alıyor takdir edersiniz ki <img src='http://www.kirpininyeri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="attachment_548" class="wp-caption aligncenter" style="width: 600px"><a href="http://www.kirpininyeri.com/wp-content/uploads/2010/05/paypal_currency2.png"><img class="size-full wp-image-548 " title="Döviz kuru ayar ekranı" src="http://www.kirpininyeri.com/wp-content/uploads/2010/05/paypal_currency2.png" alt="&quot;Conversion Options&quot; ekranındaki bu ayarı yaptıktan sonraki tüm alışverişlerinizde ve para göndermelerinizde satın aldığınız yerin döviz kuru doğrudan kredi kartınıza yansıyacak ve PayPal kur farkından kurtulacaksınız." width="590" height="281" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;Conversion Options&quot; ekranındaki bu ayarı yaptıktan sonraki tüm alışverişlerinizde ve para göndermelerinizde satın aldığınız yerin döviz kuru doğrudan kredi kartınıza yansıyacak ve PayPal kur farkından kurtulacaksınız.</p></div>
<p style="text-align: center;">
<p>Kur çevrimi opsiyonunu değiştirdikten sonra son seçtiğiniz seçenek tüm işlemlerde geçerli olmak üzere seçili kalıyor. Kimi dövizlerde bu ayarları yaparak daha da büyük fark yakalamak mümkün olabilir.</p>
<p>Son olarak bir de ipucu verelim. Hızlıca kur çevrimi yapmak istiyorsanız Google&#8217;da şunları yazıp aratabilirsiniz:</p>
<p><a href="http://www.google.com.tr/search?q=15+usd+to+try" target="_blank"><em><strong>15 usd to try</strong></em></a></p>
<p>Bu arama sonucunda karşınıza ilk olarak güncel kurdan 15 doların ne kadar türk lirası yaptığını çıkaracaktır (Citibank&#8217;tan alıyormuş kurları)</p>
<p><a name="ylpypldnkzkymylm1"><sup>*</sup></a> Bankamın kurlarını kullan değil de aslında &#8220;Bill me in the currency listed on the seller&#8217;s invoice.&#8221; seçeneğinden bahsediyoruz ama anlamı zaten bankanın kurunu kullan oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/paypaldan-kazik-yemeyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nexus One alınır mı?</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/nexus-one-alinir-mi/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/nexus-one-alinir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 07:46:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Haberleşme]]></category>
		<category><![CDATA[android]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[nexus one]]></category>
		<category><![CDATA[pda]]></category>
		<category><![CDATA[smartphone]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[Arkasından konuşursanız alınır.. Biliyorum epey soğuk bir espri oldu ama yazmasam çatlardım. Konumuza dönecek olursak, akıllı bir telefon almak istiyorsak paraya kıyıp bir Nexus One tercih etmeli miyiz? 1 mart&#8217;tan bu yana N1 kullandığım için sanırım bu soruya artık sağlıklı bir yanıt verebilirim. Önce artıları&#8230;. Telefon o kadar performanslı, öyle hızlı tepki veriyor ki laptop&#8217;umu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arkasından konuşursanız alınır.. Biliyorum epey soğuk bir espri oldu ama yazmasam çatlardım. Konumuza dönecek olursak, akıllı bir telefon almak istiyorsak paraya kıyıp bir Nexus One tercih etmeli miyiz? 1 mart&#8217;tan bu yana N1 kullandığım için sanırım bu soruya artık sağlıklı bir yanıt verebilirim. Önce artıları&#8230;.<span id="more-516"></span><div style="float:right;margin-left: 5px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8456605567513066";
google_ad_slot = "2648937114";
google_ad_width = 200;
google_ad_height = 200;
//--></script>
<script type="text/javascript" src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script>
</div></p>
<p>Telefon o kadar performanslı, öyle hızlı tepki veriyor ki laptop&#8217;umu değiştirme ihtiyacı hissettiğimi belirtmeliyim.. Browser&#8217;ı şimdiye kadar kullandıklarım arasında en iyi site görüntüleyeni. Mobile Internet Explorer, Safari mobile, Opera mini, Symbian browser&#8217;larını denemiş biri olarak Android 2.1 browser&#8217;ını gördükten sonra diğerlerine dönebileceğimi sanmıyorum. Ama tabii FireFox ve Chrome çok yakında Android&#8217;e gelecek. O zaman bir kez daha değerlendiririm durumu. Hemen belirtmeliyim ki, pinch-to-zoom (çimdikle yakınlaştırma) hiç öyle uğrunda methiyeler düzecek, olmazsa olmaz denilecek kadar dehşetengiz elzemlikte bir özellik değilmiş. Hatta iki elinizi de kullanmanızı gerektirdiğinden çoğu kez tercih etmediğim bir özellik. Fakat multi-touch (çoklu dokunuş) tabii ki muhteşem, zira iki baş parmağınızı kullanarak yazı yazmanıza olanak veren teknoloji bu.</p>
<p>Ben Nexus One orijinal ROM yerine CyanogenMod denilen ROM&#8217;u kullanıyorum. Radyo ROM olarak ise HTC Passion. Yani daha az teknik bir dille ifade edersek, işletim sistemi Cyanogen abinin eklentilerini içerirken, cep telefonu ile ilgili kısımları HTC Passion marka telefondan alınma. Bu sayede donanımın izin verdiği tüm yetkinlikleri kullanabiliyorum (neredeyse&#8230;)</p>
<p>Nexus One&#8217;ı öven oldukça uzun bir yazı yazabilirim ama bu tür yazılardan etrafta epeyce bulabilirsiniz sanıyorum. O yüzden methiye kısmını geçip gelelim yergiye&#8230;.</p>
<p>(Yazının buradan sonrasını kaybettiğim için parça parça ekleyerek yeniden yazacağım. N1&#8242;la yazdığım ilk yazı.. Kusuruma bakmayın&#8230;)</p>
<p>N1&#8242;la ilgili en tatsız sorunlar fiziksel olanlar. Arka kapak tam olarak kasayı kapatmadığından, ses tuşlarının altında kalan kısım elinizi tahriş ediyor. Forumlarda gördüğüm kadarıyla bu 2. parti üretilen N1&#8242;larda karşılaşılan bir sorun. İyi haber şu ki, HTC sorgusuz sualsiz ve ücretsiz yeni bir kapak yolluyor isteyince. Tabii ki Amerika&#8217;ya. Yeni gelen kapak sorunu %100 çözmese de el tahriş sorununu çözdü.</p>
<p>İkinci fiziksel konu ise fonksiyon tuşları (yani ekranın altındaki geri alma, seçenek, anasayfa ve arama tuşları) Bu tuşları nedense Softkey, yani dokunmatik tuş olarak koymayı uygun görmüşler. Şık görünüyor ama tam internette gezinirken eliniz bunlara değiyor ve sayfa kapanıyor, v.b. Bunlara dokunmamaya alışmak oldukça zor oldu. Hâlâ daha dokunuyorum ara sıra&#8230;</p>
<p>En önemli ikinci sorun ise 3G çekiş gücü. Durduk yere Edge&#8217;e düşebiliyorsunuz ve uzun süre eski haline dönmüyor telefon. Hatta bazen telefonu baştan başlatmanız bile gerekebiliyor. Ne Google&#8217;ın güncellemeleri ne de HTC Passion radyo ROM&#8217;u bu sorunu tam anlamıyla çözebiliyor. Bu da sorunun donanımla ilgili (yani pratikte çözülemez) olduğunu düşündürüyor.</p>
<p>Google&#8217;ın tuhaf bir tercihi olsa gerek, telefon hem FM alıcı hem de verici içerdiği hâlde yazılım desteği olmadığından FM radyo dinleyemiyorsunuz. Modifiyeci Paul abi bu konuda var gücüyle çalışıyor ama hâlâ FM radyodan ses getiremedi.</p>
<p>Pil ömrü ise benzeri diğer telefonlardaki gibi az. Ortalama kullanımda bir gün zor dayanıyor. Hele Google Maps ve GPS ile tam doluyken 1.5 saatte tam boş hale gelebildi. Buna da kolay bir çözüm olacağını sanmıyorum. Belki Seidio marka, ömrü uzatılmış pilleri deneyebilirsiniz ama hediyesi 50 dolardan fazla. Bu aralar modifiyeci abiler pil ömrünü uzatacak yazılımlar üzerinde çalışmaya da başladılar ama herhalde en iyi çözüm Çin&#8217;den çerez parasına getirtebileceğiniz bir adet kısa microusb kablosunu cebinizde taşımak. Nasılsa neredeyse her gittiğimiz yerde bilgisayar bulabiliyoruz artık.</p>
<p>Son iki sorun ise sorun denemeyecek kadar ufak aslında. Trackball mekanik, eski tip toplu farelerdeki gibi oynak bir top içeriyor yani. Bu da kolay bozulabilir demek. Hassasiyeti ise çok kötü değil. Bir de bu kadar pahalı bir oyuncakta doğrusu çok daha kaliteli bir hoparlör (buzzer) olmasını beklerdim. Mevcut hoparlör hem çok düşük sesli hem de son seslere yaklaşınca cızırdıyor. MP3 dinlemek oldukça zor yani. Telefon cebinizdeyken çaldığını anlamak ise neredeyse imkansız. Orijinal kılıfına ses çıkışı koymamışlar, sizin açmanız gerekiyor.</p>
<p>Bu kadar kötü yanlarını yazdım ama doğrusu iyi ki almışım diyorum. Bu telefon Nokia&#8217;yı yerinden edebilecek ve Android&#8217;i hakettiği yere taşıyacak telefonların ilki gibi duruyor. Biraz daha sabredebilmiş olsaydım, birebir aynı kasaya sahip olan HTC Desire&#8217;ı alırdım sanıyorum. Desire&#8217;da, çalışan bir FM radyo, hardkey fonksiyon tuşları ve optik trackpad mevcut. 3G konusunu bilemiyorum ama muhtemelen Google Nexus One&#8217;dan önce HTC Desire Türkiye&#8217;ye gelecektir. Bu sırada benim gibi sabırsız arkadaşlar, telefonda Türkiye garantisi de aramıyorlarsa GittiGidiyor&#8217;a bir göz atabilirler.</p>
<p>Bu yazıdan bir de hayat dersi çıkarmak mümkün, o da şu ki: teknolojik bir ürünü ilk satın alan olmak, son kullanıcı için verimli bir davranış biçimi değil. iPad iPad diye ağzının suyu akan Apple fanboy&#8217;lara da duyurulur&#8230;</p>
<p>Ek: Yazıyı yazıp bitirdiğimde şarjın %15&#8242;e indiğini üzülerek gördüm. Demek ki GPS gibi, telefonun işlemcisine de bu kadar yüklenmek doğru değilmiş.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/05/nexus-one-alinir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Doğal İletişim Günü</title>
		<link>http://www.kirpininyeri.com/2010/04/23-nisan-dogal-iletisim-gunu/</link>
		<comments>http://www.kirpininyeri.com/2010/04/23-nisan-dogal-iletisim-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 10:42:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kirpi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[doğal iletişim günü]]></category>
		<category><![CDATA[no telecommunication day]]></category>
		<category><![CDATA[telekom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirpininyeri.com/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Bu 23 Nisan&#8217;ı ve belki de önümüzdeki tüm 23 Nisan&#8217;ları &#8220;doğal iletişim günü&#8221; ilan ediyorum. Bu yıl başlattığım ve bir gelenek haline getirmeyi umduğum bu günde; Cep telefonlarımı mışıl mışıl uyutacağım&#8230; Ev telefonum olsaydı, fişini çekecektim&#8230; Bilgisayar ve internetin yakınından geçmeyeceğim.. Televizyon, radyo gibi iletişim yöntemlerini de kullanmayacağım&#8230; Kısacası doğru veya alternatif akım içeren hiçbir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu 23 Nisan&#8217;ı ve belki de önümüzdeki tüm 23 Nisan&#8217;ları &#8220;doğal iletişim günü&#8221; ilan ediyorum. Bu yıl başlattığım ve bir gelenek haline getirmeyi umduğum bu günde;</p>
<ul>
<li>Cep telefonlarımı mışıl mışıl uyutacağım&#8230;</li>
<li>Ev telefonum olsaydı, fişini çekecektim&#8230;</li>
<li>Bilgisayar ve internetin yakınından geçmeyeceğim..</li>
<li>Televizyon, radyo gibi iletişim yöntemlerini de kullanmayacağım&#8230;</li>
<li>Kısacası doğru veya alternatif akım içeren hiçbir yöntemi iletişim amaçlı kullanmayacağım..</li>
</ul>
<p>Bu sayede, bir zamanlar yeterli saydığımız duyu organlarımızla iletişim kurarken insan olmanın ne demek olduğu hakkında bir fikir edinmeyi planlıyorum.</p>
<p>Sonuçları (belki ironik, belki oksimoronik ama) yine burada paylaşacağım&#8230;</p>
<p>Sizi de beklerim&#8230;<span id="more-507"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirpininyeri.com/2010/04/23-nisan-dogal-iletisim-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
