Kirpi’nin Yeri

07 Mart 2010

Starbucks’ta hangi kahveyi içmeli?

Kategori: Köşe Yazısı, Yemek — Etiketler:, , — kirpi @ 13:02

Tanıyanlar, takip edenler bilir. Starbucks’ın epeydir müdavimiyim. Lakin benden de daha müdavim bir arkadaşımın, ki çeşitli Starbucks şubelerine girip “her zamankinden” ısmarlayabilen birisidir kendisi, önerisiyle filtre kahve ve espresso’lu seçeneklere ek bir seçenek olduğunu keşfettim: French press. (daha fazla…)

03 Ocak 2010

Ton balıklı makarna

Öğrenciyken sıklıkla harçlığın bitmesi gibi durumlar söz konusu olurdu. Ta o zamanlarda yap boz yöntemiyle icat (veya keşif) ettiğimiz bir makarna türünden bahsetmek istiyorum, ton balıklı makarna. O kadar lezzetli gelirdi ki bu bana, ne zaman yesem bir paket makarna’dan yaklaşık bir tabak bıraktığımı hatırlarım.  Şimdi öğrenci değilim ancak hala seve seve yapıp yiyorum. Sadece malzeme kalitesi biraz değişmiş olabilir :) Yeniden yaptığım ilk fırsatta fotoğrafını da ekleyeceğim bu makarnanın tarifi şöyle: (daha fazla…)

15 Kasım 2009

Genetiği Değiştirilmiş Organizma Zararlı Olabilir Mi?

Kategori: Köşe Yazısı, Tarih — Etiketler:, , — kirpi @ 20:40

Ben de pek çok öğrenci gibi tarih öğrenmenin gerçek hayatta ne işimize yarayacağını hep merak etmişimdir. Ama bugün farkettiğim, yine bana çarpıcı gelen bir tarihi benzerlik karşısında bu bilgilerin gerçek hayatta işime yarayabileceğine karar verdim. Size de anlatayım.

Bugünlerin en popüler tartışmalarından biri GDO’nun yani Genetiği Değiştirilmiş Organizma’nın yararlı mı zararlı mı olduğu tartışması herhalde. Genetik ne demek kabaca tahmin ediyoruz ama kısaca tanımlamakta da fayda var. Genetik, antik Yunanca “köken” kelimesinden (genesis) türemiş.(daha fazla…)

16 Ağustos 2009

Hamburger nerede yenir?

Kategori: Köşe Yazısı, Yemek — Etiketler:, , , , — kirpi @ 18:09

Epeydir aklımda olan bir konu bu. Yaşlanıyorum herhalde, zevklerim de satın alma gücüm de değişiyor. Eskiden bir Burger King, daha doğrusu Whopper hayranı ve hastasıydım. Şimdi ise gitmeyeli bir aydan fazla olmuştur herhalde. Neden derseniz..

Whopper menü artık eskisi kadar ucuz bir fast food tercihi gibi gelmiyor bana. Tamam satın alma gücüm değişti dedim ama fiyat performans oranı da hala benim için önemli bir kriter. “Double Whopper Burger Menü” nün fiyatı bu yazıyı yazdığım sırada 13TL idi.(daha fazla…)

03 Ağustos 2009

Masalın Aslı – Bir sokak grubu?

Kategori: Köşe Yazısı, Müzik — Etiketler:, , , — kirpi @ 21:50

İstiklal caddesini belki bilirsiniz. Hiç durmaz, hep akar gibi bir hali vardır. Ancak bir sonraki bara, restoran veya kafeye girene kadar durulur üzerinde. Nice insana yol olur da pek insan sevmez gibi bir hali vardır. (Emo’ları saymazsak?..)

Bugün Bahariye’deydim.. Birkaç parça alışveriş yapmak, yemek yemek ve Starbucks’a gidip blog’uma bir şeyler yazmak niyetindeydim.. Ayağımı yaya yolunu araba yolundan ayıran yamuk babalardan birine çarpıp az miktarda parçalayınca epey keyfim kaçmıştı doğrusu. Böyle zamanlarda moralim düzelsin diye sevdiğim bir şeyler yapıyorum. Ben de gidip Happy Moon’s da koca bir hamburgeri usulca mideye indirdim. Onun hikayesini sonra anlatırım. (daha fazla…)

27 Temmuz 2009

Starbucks’ta bedava internet?

Kategori: Haberleşme, Köşe Yazısı, İnternet — Etiketler:, , , , — kirpi @ 17:44

Uzun süre önce, home-office çalışırken Starbucks ikinci ofisim gibiydi. Malum, evde çalışmak bazen çok can sıkıcı olabiliyor. Hatta Starbucks’a o kadar çok gittim ki, iş arkadaşlarım nerede olduğumu sorduğunda genelde “Starbucks ofisteyim” demeye başlamıştım. Starbuckslar, ergonomik masaları, fon müziği (lounge?) ve kahvaltısından öğle yemeğine yiyecek ve içecek opsiyonlarıyla tam da ideal bir ofis gibi aslında. Bütün bu rahatlıkların yanısıra maalesef çok büyük bir eksiği vardı, internet. Internet eksik değil diyeceksiniz tabii ama o zamanlar (ki o zamanlar taş çatlasa 6 ay önce oluyor), evinizde TTNet ADSL hattınız yoksa yarım saati 3.5 TL’ye internete bağlanabiliyordunuz. O zamanlar ADSL hattım da vardı lakin, o zaman da her ADSL hattı için ücretsiz olarak ayda sadece 3 saat bağlanabiliyordunuz (sahip olduğunuz pakete göre bu süre de değişiyordu).

Sıklıkla Starbucks ofisi kullanan biri olarak, ve de belki istekleri tükenmez bir tüketici olarak, Starbucks’a (daha doğrusu Türkiye versiyonu olan Shaya‘ya) bir e-posta sallayayım da şu interneti bedava yapsınlar dedim. Koskoca Starbucks senin demenle interneti bedava mı yapacak deyip noktalama işareti olarak fiyakalı bir küfür ekleştirdiğinizi duyar gibiyim. Ve diyorum ki evet. Neden mi bu kadar kendime güveniyorum? Buyrun işte nedeni: (daha fazla…)

16 Haziran 2009

Ce iki haş beş OHA-ş

Yine bir uyarıyla başlayalım. Bu yazı da onsekiz yaşından küçüklere uygun değildir. Hatta bence yirmi bir yaşından küçüklere de uygun değildir. Dahası midenizin başına iş gelirse asla ve katâ sorumluluk kabul etmiyorum! Midesine güvenmeyen uygulamasın lütfen yazanları. Gelelim konuya..

Uzun süredir etanol1 içeren içecekler içen biri olarak, hem de bunları hakkıyla tüketen biri olarak, bu konuda bir miktar bilgi sahibi olduğumu söylemeliyim. Tabii ki hiç kimseye bunları tüketmesini önermiyorum! Cıss. Diliniz yanar. Siz kahve, çay ve diğer kafein ve tein yüklü, her yaşa yasal(?) içecekleri tüketin şimdilik. Etanol içeriyor diye üzümden, gazozdan bile uzak durabilirsiniz. (daha fazla…)

24 Şubat 2009

Bülent Ecevit, George Orwell ve Türk hamamı üzerine

“Adam Olmak” isimli şiiri duydunuz mu? Orjinal dili İngilizce olup “If” (eğer) diye geçer. Şiiri duymadıysanız birkaç dizesini burada alıntılayalım:1

Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
(daha fazla…)

15 Şubat 2009

Eve iş taşımak: İşyeri e-posta adresleri

Uzun zamandır takıldığım, çok da sinirimi bozan bir şeyden bahsetmek istiyorum bugün: İşyerindeki e-posta adresini iş dışı hayatında da kullanmak. Bunu yapan sayısız arkadaşım olduğunun farkına vardım. Hem de IT dünyasının göbeğinden insanlar. Kolay anlatım için bütün bu arkadaşların Bilmemne Limited şirketinde çalıştıklarını var sayacağım. Hepsinin adını da teke indirip “İsmail” diyeceğim. Kısacası benim, günlük hayatlarında e-posta adresi olarak ismail@bilmemnelimited.com adresini kullanan bir sürü arkadaşım var. “E ne var bunda” dediğinizi duyar gibiyim. Bunun ne kadar kötü ne kadar sinir bozucu ve hatta tehlikeli olduğunu göremeyen sizin gibiler için açıklamaya çalışayım. (daha fazla…)

25 Aralık 2008

Komşunun karısı

Selahattin Duman’ın yazılarını ne çok beğendiğimi, hatta yazılarında tarif ettiği karakteri ne çok sevdiğimi beni tanıyorsanız çoktandır, ya da buradaki önceki yazılarımı okuduysanız1 artık biliyorsunuzdur. Bir yazısında2 Selahattin Duman, Gay Talese isimli araştırmacı yazarın bundan yıllar önce yazmış olduğu Thy Neighbor’s Wife (Komşunun Karısı) adlı biyografik romandan bahsetti. Yeniden okumak için yayınevlerinden birinin basmasını bekliyormuş kendisi. Bense Selahattin Duman kadar uzun yaşamayı beklemediğimden yeni baskı beklemedim. Birkaç sahafa hafiften de çekinerek soraraktan kitabı bulup satın aldım. Elimde şu anda Altın Kitaplar matbaası 1981 Ocak baskısı var kitabın. (daha fazla…)

Eski Yazılar »

WordPress'in desteğiyle.